İntihar, çoğu zaman insanların sandığı gibi bir "ölüm isteği" değildir. Daha çok, dayanılmaz hale gelen ruhsal acının sona ermesi için umutsuzca aranan bir çıkış yoludur. Bu nedenle intiharı anlamaya çalışırken kişinin ölmekten çok, yaşadığı acıyla baş edemediğini görmek gerekir.
Toplum olarak bu konuda iki büyük yanılgımız var. Birincisi, "İntihar edecek olan bunu söylemez." düşüncesi. İkincisi ise, "Bunlar sadece dikkat çekmek için söyleniyor." yargısı. Oysa bilimsel çalışmalar, intihar eden birçok kişinin öncesinde doğrudan ya da dolaylı biçimde çevresine çeşitli sinyaller verdiğini gösteriyor. Sorun, çoğu zaman bu sinyalleri fark edemememiz ya da önemsemememizdir.
Bu sinyaller her zaman dramatik değildir. Bazen içine kapanan bir gençte, bazen uzun süredir mücadele eden bir yaşlıda, bazen de işini kaybetmiş bir babanın sessizliğinde karşımıza çıkar. Kişi daha önce severek yaptığı şeylerden uzaklaşabilir, arkadaşlarıyla görüşmeyi bırakabilir, geleceğe dair plan yapmayı kesebilir. "Artık yoruldum.", "Bensiz herkes daha mutlu olur.", "Keşke bir sabah uyanmasam." gibi cümleler ise asla sıradan sözler olarak görülmemelidir.
Dikkat edilmesi gereken başka işaretler de vardır. Değer verdiği eşyalarını dağıtmak, vedalaşır gibi konuşmak, ölüm üzerine yoğunlaşmak ya da internette intihar yöntemlerini araştırmak bunlardan bazılarıdır. Özellikle daha önce intihar girişiminde bulunmuş olmak, gelecekteki risk açısından en önemli göstergelerden biridir.
İlginçtir ki bazen en büyük tehlike, kişinin aniden "iyileşmiş" görünmesidir. Günlerdir ağır çökkünlük yaşayan biri bir sabah beklenmedik şekilde sakin ve huzurlu olabilir. Yakınları bunu iyileşme olarak yorumlarken, kimi zaman bu değişim kişinin zihninde kararını vermiş olmasının yarattığı geçici bir rahatlamayı yansıtabilir. Bu nedenle ani ruh hali değişiklikleri dikkatle değerlendirilmelidir.
Peki, böyle bir durumdan şüphelendiğimizde ne yapmalıyız?
Her şeyden önce dinlemeliyiz. Öğüt vermeden, yargılamadan, suçlamadan... Bazen "Yanındayım, seni dinliyorum." demek, uzun nasihatlerden çok daha değerlidir.
Bir başka önemli nokta ise şu gerçektir: Birine "İntihar etmeyi düşünüyor musun?" diye sormak, onun aklına intihar fikrini sokmaz. Tam tersine, bu soru çoğu zaman kişinin ilk kez gerçekten anlaşıldığını hissetmesini sağlar. Sessiz kalan acı görünmez olur; konuşulan acı ise yardım alma şansı bulur.
Elbette tek başımıza her sorunu çözemeyiz. İntihar riski taşıyan bir kişinin profesyonel destek almasını sağlamak, gerekirse yakınlarıyla ve sağlık ekipleriyle iş birliği yapmak hayati önem taşır. Yardım istemek zayıflık değil, yaşamı koruyan bir adımdır.
Unutmayalım; insanlar her zaman "Beni kurtarın." demez. Kimi bunu susarak anlatır, kimi gülümsemesinin ardına saklar, kimi ise umutsuzluğunu küçük cümlelere sığdırır. Bize düşen, yalnızca söylenenleri değil, söylenemeyenleri de duymaya çalışmaktır.
Çünkü bazen bir insanın hayatını değiştiren şey, büyük çözümler değil; onu gerçekten fark eden tek bir bakıştır.
Sessiz Çığlığı Duyabilmek
Dr. Cengiz Çelik
Yorumlar