banner385

* “Beni, insanların en iyisi bilmeyen kâfir olur.”, “Sizler Kıyâmet Günü, kendinizin ve babalarınızın adları ile çağrılacaksınız. Öyle ise güzel isimler veriniz!..”, “Erkek ve kızın, atası üzerindeki hakkı, güzel ad koymak..”

(Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)* “Gerçek îmân sâhibi bir mü’minin ellerine kollarına zincir vursanız, İslâmiyeti yayar. Muhakkak bir şey söyler, anlatır. Durduramazsınız onu. Çünkü onun içinde yanan ateş, birilerini

kurtarmak içindir. (…) Îmânla dolu olan kalb, yerinde duramaz. O mutlaka bir şey yapacaktır. İnsanlar yanmasın, diye uğraşacaktır.” (H. Hilmi Işık “rahm. aleyh” Efendi (1911-26.10.2001)

Saygıdeğer Okuyucularımız!..

Malûm bir siyâsî parti milletvekillerinin, Hükûmetin getirdiği “Demokratik Açılım” rüzgârları kapsamında fırsat bu fırsattır diyerek, yıllardan beridir kullanmakta olduğumuz onlarca yer adının, kendilerinin beğendiği şekilde değiştirilmesini isteyen kanun teklifleri verdiklerini ve geçtiğimiz yıllarda bunları gerçekleştirdiklerini gazetelerden okuduk;  ele geçirdikleri belediyelerdeki uygulamalarında gördük.

                Uyduruk “şahıs” isimlerinden sonra şimdi de uyduruk/aykırı yer isimleri ile karşılaşıyoruz ki,  bu tavırlar; giderek millî birlik ve beraberlikten kopmanın,  yanında kalmış olan son mânevî bağları da kesmenin bir başka tezahürüdür, diyoruz ve öncelikle insan isimleri konusunda daha bir hassas davranılması bakımından da “Mevahîb-i Ledünniye” isimli eserde, Peygamberimiz Efendimiz için konulmuş “400 güzel ad”ın; O’nun yukarıya aldığımız hadîs-i şerîfleri kapsamında, çocuklarımıza verilmesinde,   “ilk tercihlerden” olması için, hâtıra getirilmesini diliyoruz.

                Bu his ve düşünceler ile kaleme aldığımız ve “O’nun 37 ismi”ni ihtiva eden bir şiirimizle Sizleri başbaşa bırakıyoruz. Kalbî sevgi ve saygılarımızla…                                                                                                                                                                  - * - * - * - * - *

                Yâ ilâhî; sevdik kulun, Muhammed(*)’i sevdik;

                4 Kitâb’ta ismi geçen, ol Ahmed(*)’i sevdik;

                Dünyâ kararmış hâldeydi, biz Saffet( *)’i sevdik…

                “Mevahîb-i Ledünniye”, 400 ismine yâr;

                İyilerin en iyisi, çün Ecved(*)’i sevdik…

                Yâ ilâhî;, sevdik kulun, Abdullah(*)’ı sevdik;

                Seçilmiş en nezîh kulun, ol Fettah(*)’ı sevdik;

                Zâlimlere korku salan, Seyfullah(*)’ı sevdik…

                “Mevahîb-i Ledünniye”, 400 ismine yâr;

                Mübâreklerden mübârek, Sadullah(*)’ı sevdik…

                Yâ ilâhi; sevdik kulun, ol Âbid(*)’i sevdik;

                Sevenlere sevgilidir, ol Habib(*)’i sevdik;

                İsmi yüce, hem şerefli; ol Mâcid(*)’i sevdik…

                “Mevahîb-i Ledünniye”, 400 ismine yâr;

                Hep akıllı-olgun diye, çün Reşîd(*)’i sevdik…

                Yâ ilâhî; sevdik kulun, Muzaffer(*)’i sevdik;

                Aydan ayı alan yüzün, ol Kamer(*)’i sevdik;

                Güneş nûruna müştâkdır, Şems(i)(*) feri sevdik…

                “Mevahîb-i Ledünniye”, 400 ismine yâr;

                Uyarıcı, korkutucu; çün Nezîr(*)’i sevdik…

                Yâ ilâhî; sevdik kulun, ol Âdil(*)’i sevdik;

                Adaletli, dostun dostu; ol Halil(*)’i sevdik;

                Bize dînimiz öğretti, ol Âmil(*)’i sevdik…

                “Mevahîb-i Ledünniye”, 400 ismine yâr;

                Elçilikle gönderilen, çün Mürsel(*)’i sevdik…

                Yâ ilâhî; sevdik kulun, ol Âlim(*)’i sevdik;

                Huyu güzel, hem yumuşak, ol Halîm(*)’i sevdik;

                Görüp-gözeten mânâlı, ol Kayyim(*)’i sevdik…

                “Mevahîb-i Ledünniye”, 400 ismine yâr;

                Müminleri çokça seven, çün Rahîm(*)’i sevdik…

                Yâ ilâhî; müjde veren, ol Beşîr(*)’i sevdik;

                Aydınlatan-nûrlandıran, ol Münîr(*)’i sevdik;

                Her dem ona danışılan, Müşâvir(*)’i sevdik…

                “Mevahîb-i Ledünniye”, 400 ismine yâr;

                İsmi pâkdır, nesli pâk; çün Tâhir(*)’i sevdik…

                Yâ ilâhî; sevdik kulun, Mustafa(*)’yı sevdik;

                Çok arınmış, hem seçilmiş; Müctebâ(*)’yı sevdik;

                O peşinden gidilendir, Muktefâ(*)’yı sevdik…

                “Mevahîb-i Ledünniye”, 400 ismine yâr;

                Arslanlardan beğenilmiş, Mürteza(*)’yı sevdik…

                KAYIKÇI der; Ahsen(*) O’dur, hem dahi Allâme(*);

                İsmi Alî(*), cismi âlî, tek örnek âleme;

                İlim O’na çok şey borçlu, O ilk Muallim(*)’e…

                “Mevahîb-i Ledünniye”, 400 ismine yâr;

                Kul canından can vermeli,  şanlı Mükerrem(*)’e…

-----------------------------------------------------------

(*): Sallallahü aleyhi ve sellem

DEREBAHÇELİ/ALİ KAYIKÇI

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mustafa 2020-06-09 09:25:27

maşAllah