"Sar kardeşim,
Kolunu boynuma.
Sev kardeşim,
Canım feda yoluna."

Münevver Karabulut
Özgecan Aslan
Cansel Buse Kınalı
Helin Palandöken
Değer Deniz
Dilek Zengin
Ceren Damar
Şule Çet 
Emine Bulut 

Ve Güleda Cankel

Bu isimler kadın cinayetlerine kurban gitmiş binlerce isimden sadece birkaçı..

Bu insanların çoğunun ölüm sebebi, dışarıdan bir yabancı değil, bizzat eşi ya da erkek arkadaşı.

Bu canların her biri, anne ve babasının gözünün nuru, öpmeye ve koklamaya kıyamadığı evladıydı.

Her birinin kim bilir ne güzel hayalleri vardı Her biri, yaşama dair ne büyük ümitler taşımaktaydı.

Olmadı.

Hikayelerinin sonunda, bu anne kuzularının her biri, başka bir katilin kurbanıydı.

İsimler başkaydı fakat final hep aynıydı.

19 yaşındaki hayat dolu Güleda, 5 yıllık "aşkı" tarafından boğazlandı, kabloyla boğuldu, yetmedi, kalbinden bıçaklandı.

Güleda, 17 saat boyunca hayatını kurtarmak için çabaladı.

Başaramadı.

Her defasında karşısındakine inandı.Çünkü "aşıktı". Karşısındaki erkek arkadaşıydı.Ona kıyamazdı.Sadece biraz agresif ve şiddet yanlısıydı.Tabi bir de kıskançtı.Ne olacak ki, "seven kıskanırdı." Sevdiğinden böyle davranmaktaydı.

Güleda, eski erkek arkadaşının "bana dönmezsen kendimi asarım" tehdidine kıyamadı.

Keşke kıysaydı.Keşke o katil kendini assaydı.

Keşke Güleda yerine kendisi canından olsaydı.

Ve en önemlisi keşke Güleda, henüz 14 yaşındayken bu psikopatın sevgilisi olmasaydı.

Ya bizim çocuklarımız?

Keşke liselilerimiz, öğrencilik yıllarını aşk/meşk yerine, derslerine ve kitaplarına adasaydı.

Keşke "liselim" gibi şarkılar hiç yazılmasa, bu yaşlardaki evlatlarımız "sevgili yapma" rüzgarına kapılmasaydı.

Keşke sevgilisi olmayan kendini eksik hissetmese,hatta bu yaşta sevgili peşinde koşana boş beleş insan muamelesi yapılsaydı.

Evet, her türlü eleştiriyi göze alarak söylüyorum, keşke kızlarımız, bu ne idüğü belirsiz serserilerin ve ahlaksız kimselerin çıkma tekliflerine karşı çıksaydı.

Keşke gençlerimiz bu kadar rahat ve gevşek davranmasaydı.

Ne bileyim işte, karşı cinsten hoşlandığını söyleyebilmek bu kadar kolay olmasaydı.Ucuzlamasaydı.

Keşke evlatlarımız, vakitlerini kafelerde değil de, kütüphanelerde harcasaydı.

Keşke gençlerimiz gözlerini karşı cinsten değil, kitaplarından ayırmasaydı.

Şimdi kalkıp da bu satırları yazdım diye bana "geri kafalı" diyenler olacaktır, biliyorum.Ama umursanıyorum.

Derdimiz o kadar büyük ki ben sadece ona yanmakla kalıyorum.

Sevgilisinden şiddet gördüğü halde ilişkisine devam eden kızlarımızı anlamıyorum.

İki lafından biri küfür olan serserilerin yanında duran kızlara, şaşıp kalıyorum.

Bunun adı aşkmış öyle mi? Hiç sanmıyorum.

Aşkı ağızlarına sakın yapanlara bu sefillere kızıyorum.

"Sev kardeşim" şarkısını bu günlerde değiştirerek söylüyorum ve Allah rızası için yalvarıyorum.

Sevme kardeşim!

Yanında küfür etmekten utanmayanları,
Şiddete meyilli olanları,
Senin kişisel hakkına saygı duymayanları,
Kıskançlık bahanesiyle yaşam alanını daraltanları,
Bir kez bile olsun sana el kaldıranları.
Sevme kardeşim, sevme seni kölesi yapmaya çalışanları.

Unutma insanın en büyük servetidir hayatı ve doya doya yaşayabilmektir en kutsal hakkı.

Halbuki bir çok insan bu hakkından bizzat "sevgilileri" tarafından mahrum bırakıldı.

O yüzden sevme kardeşim, çünkü sevilmek sadece iyi insanların hakkı olmalıydı.
 
19 yaşındaki hayat dolu Güleda, 5 yıllık "aşkı" tarafından boğazlandı, kabloyla boğuldu, yetmedi, kalbinden bıçaklandı.

Güleda, 17 saat boyunca hayatını kurtarmak için çabaladı.

Başaramadı.

Orhan DOĞANGÜNEŞ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.