Anayasa değişikliği maddeleri TBMM den geçti. Referandumun ise tarihi üç aşağı beş yukarı belli oldu. Referandumun Nisan ayında yapılması kesinleşti. Sonuç ne olursa olsun, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını dileyelim. Referanduma gidilirken "evet"çilerin ve "hayır" cıların nasıl bir kampanya yürütecekleri ve hangi argümanları kullanacakları da hem yazılı, hem de sözlü medyanın ve milletin merak konusu oldu.

Türkiye'mizin siyasi tarihine göz attığımızda gördüğümüz gerçek, parlamenter sistemin sürekli olarak problemlere neden olduğu bir gerçektir. Yasama, yürütme ayrılığının olmaması, olsa bile yeterli olmaması ülkemizi, ya kısa ömürlü hükümetlere, ya da, çok partili koalisyon hükümetlerine mahkum etmiştir. Kısa ömürlü hükümetlerin, azınlık hükümetlerinin ve koalisyon hükümetlerinin de ülkeye çok büyük fayda sağladığının, ülke kalkınmasında büyük hamlelere imza attığının söylenemeyeceği de bir gerçektir. Birde bu parlamenter sistemi denetlemek için kurulmuş mekanizmalar vardır ki, bunlarında Türkiye'ye verdiği zararlar az değildir. Bu frenleme mekanizmaları yıllar yılı siyasetçiyi hizaya getirme aracı olarak kullanıldı. Aslında, parlamenter sistem ideal demokrasiyi sağlamaya muktedir olmasına rağmen, temelde sistemin kendisinde kendisin de bir problem yoksa bile, Türkiye'de farklı işledi. Ülkemizin yaşadığı parlamenter sistem demokrasiyi tam anlamıyla uygulayamadı.

Bizim buraya kadar olan kısma söylenecek bir sözümüz yoktur.

Bizim sözümüz; Mahalli gazetelerden tutunda Ulusal gazetelere, Ulusal televizyonlardan yerel televizyonlara ve sosyal medyada son sürat devam eden kamplaşmayadır. Bu kamplaşma ve ötekileştirme çok tehlikeli boyutlara vardı. "Evet" çilerin ve "hayır" cıların özellikle sosyal medya üzerindeki savaşları kelimenin tam anlamıyla bir rezalet. Evet'ciye göre, hayırcı vatan haini, satkın, ihanetkar, hayırcıya göre de, evet’çiler vatan haini, ihanetkar ve satkın.

Evet'cilerin kampanyasını başlatan, Rıdvan Dilmen'in bu kampanya ya davet ettiği Milli futbolcular ve müzisyenler, hayır'cılara göre satılmış, vatan hainleri.

Diğer taraftan, Rıdvan Dilmen ve arkadaşlarının kampanyasına Twitter den Hayır'cı olarak cevap veren, Meltem Cumbul ve arkadaşları da evet'cilere göre satılmış vatan hainleri olarak gösteriliyor. Görünen o ki, referanduma kadar bu tür ötekileştirmeleri ve düşman ilan etmeleri sık-sık göreceğiz. Galiba, biz bu kampanya süresinde de öğrenemeyeceğiz ki, EVET demek ne kadar demokratik bir haksa, HAYIR demek de o kadar demokratik bir haktır. Asıl mesele hangi inanışlarla, ne tarafta olursanız olun, diğer tarafında sizin gibi düşünme mecburiyetinde olmadığını bilerek, onun fikirlerine saygı göstermek gerektiğini bilmeniz mecburiyeti vardır.

Ne yazık ki, bu bizde böyle olmuyor bu gidişle de olacak gibi değil. Öyle bir hal almışız ki; Kim neye kızıyorsa karşısındakine bir fazlasını yapıyor, sonra da " bakın bize neler yapıyorlar " diye ağlamaya ve şikâyetci olmaya başlıyorlar.

Öyle bir hal aldık ki, referandumla yatıp referandumla kalkıyoruz. Birden unutuverdik, ülkemizde, hali hazırda binlerce can alan bir terör meselesinin olduğunu. Güney sınırımızın ateş çemberi içerisinde olduğunu da unutuverdik. Ordumuzun resmen Suriye'de savaş halinde olmasını, 15 Temmuz kalkışmasından sonra gerek Ordumuzun, gerekse de Emniyet güçlerimizin demoralize oluşunu. Türkiye'mizin, Amerika başta olmak kaydıyla Avrupa Birliği ülkeleri tarafından dışlanılmaya çalışıldığını da unutuverdik. Dış güçlerin teşvikiyle dövizdeki artışın her birimizi yarı yarıya fakirleştirdiğini, İhracatımızın tökezlediğini, ithalatımızın can çekiştiğini de unutuverdik. Turizm apayrı içler acısı bir durumda ama gelin görün ki, bunların hiç birisi yazılıp çizilmiyor, bunları da unutuverdik. Bu başkanlık meselesi bize her derdimizi unutturdu.

Herkesin şunu kesinlikle bilmesi gerekiyor ki, başkanlık geldi diye hiçbir ülke yıkılmamıştır ve parçalanmamıştır. Yine bilinmelidir ki, başkanlık geldi diye bir ülke bütün dertlerini çözmüş, refah seviyesini zirveye taşımış, insan hakları ihlallerini bertaraf etmişte değildir. Bu bir sistem değişikliğidir. Koskoca bir Türkiye sistem değişikliğinden parçalanmaz. Eğer böyle bir risk olsaydı İsmet paşa döneminde parçalanırdı. Halkımız emin olmalı ki, Endişeye mahal yoktur. Bu süreçte iki gurupta bize neden EVET, neden HAYIR olması gerektiğini izah edeceklerdir. Bizlerde tercihimizi oylarımızla belli edeceğiz. Bunun da barış ve kardeşlik içinde olması vatanımızın ve milletimizin menfaatinedir.

Mesele böyleyken;

Kim nasıl yaptı, nasıl becerdiyse bilinmez ama tamda 15 Temmuz sonrası birlik ve beraberlik içinde olmamız gerekirken Milletimiz ikiye ayrıldı.

Değerli arkadaşım şair ve yazar: Baki Karapıçak'ın dediği gibi, " Meseleye şahsi açıdan bakmak her iki tarafın da yanlışıdır. Evet'cilerin Sayın Erdoğan için çaba sarf etmelerini gördükçe üzülüyorum. Devlet hayatı ve bekası nedir bilmiyorlar. Hayır'cıların Erdoğan düşmanlığıyla hareket ettiklerini gördükçe utanıyorum. Devletin ne olduğunu bilmiyorlar. " Değerli arkadaşımın bu fikirlerine yüzde yüz katılıyorum.

Meseleye şahsileştirmeden bakmak gerekir. Kim nasıl, ispat edebilir ki, ya da iddia edebilir ki, Başkanlık sistemi, ülkemizi bölünmeye götürür? Hem nerden çıkardınız ki, başkanlık sisteminde Eyalet sistemi de vardır?

Görünen o ki, hem evet diyenler hem de hayır diyenler kafa yorup haklı gerekçelerle milletin karşısına çıkıp iddialarını ispat etme mecburiyetindeler. Boşu boşuna kamplaşma ve biri birini ötekileştirme emin olunuz ki, medeni toplumların işi değildir. Unutmayınız ki, Evet'ciler de hayır'cılar kadar bu ülkenin insanlarıdır. Kimsenin bir diğerinden yasalar karşısında farkı yoktur ve olmayacaktır da. Yine lütfen unutmayınız ki, bizle, Mevlana hazretlerinin, Ahmet Yesevi'lerin, Pir Sultan Abdal'ların ve Yunus Emre'lerin torunlarıyız. Bize kavga etmek değil birlik olmak ve bir birimizi sevmek yakışır. Bakın koca Yunus ne diyor; " Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım. Sevelim sevilelim, Dünya kimseye kalmaz."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Meral Kuş 2017-02-07 16:36:06

İnsanca yaşamayı biliyormuyuzki, insanca tartışmayı bilelim? Tartışırken nerdeyse bir birimizi öldüreceğiz.

Avatar
Melahat Hoşgit 2017-02-07 16:39:41

Çok haklısınız ama kim anlayacak işimiz gücümüz kavga

Avatar
Gökhan Köroğlu 2017-02-07 16:40:39

Ağzınıza sağlık hocam bu günlerde en önemli slogan birlik ve beraberlik olmalıdır.

Avatar
heqiqet hüseynova 2017-02-07 17:31:47

qeleminize qüvvet ¨SERIF BEY,

Avatar
Sevil Cazoğlu 2017-02-07 17:49:06

Nerde bizde bu olgunluk. Herşeyde kavga ediyoruz. Nerdeyse karşı görüşte olanları vatan haini ilan ediyoruz. Halbuki bu demekrasik bir haktır. Herkes ongunluk içinde innçlarını anlatmalı ve bizde halk olarak tercihimizi sandıklara giderek belirtmeliyiz. İnşAllah bir gün olur bu dediğimiz. Teşekkürler.

Avatar
K. Polat 2017-02-07 17:53:17

Ne iktidardakiler nede muhelefet hiçbir şeyi açıklamadı biz neye göre evet neye göre hayır diyeceğiz. Mecliste bile kavgadan başka bir halt etmiyorlar.

Avatar
Hamza Çelik 2017-02-07 18:00:46

İnlAllah hayır diyenler kazanır. Başka bir şey demiyorum evetcilerede başarılar diliyorum. Önemli olan herşey vatan ve millet hayrına olsun.

Avatar
Çaçabey 2017-02-07 18:45:22

Ülkem adına Bütün kalbi duygularınızı paylaşıyorum hayırlısı olsun ülke olarak.zaman birlik zamanı her birey 2 saat düşünse evet ya da hayır oyunun ne anlama geldiğini anlayacaktır ama alışıla gelmiş kulaktan dolma bilgiler gazete manşetleriyle bu iş olmaz.farkındalık yaratmak gerek ülkemiz için en hayırlısı neyse o olsun..

banner362