Herkesin bildiği gibi Cumhuriyet tarihimizde bir " İstiklal mahkemeleri " hadisesi vardır. Atatürk'e suikast planlayıp, Mustafa Kemal Atatürk'ü öldürmek ve hükümeti ele geçirmek isteyenler yakalanarak bu mahkemelerde yargılanmıştır.
 

İstiklal mahkemeleri iki büyük şehirde yargılama yaptılar. İzmir de Atatürk'ü öldürmeye kast edenler ve suikastı planlayanlar yargılanmıştır. Ankara da ise çoğunluğu İttihat ve Terakki mensupları olan ve hükümeti yıkma ve devleti ele geçirmek isteyenler yargılanmıştır. Şunu da belirtmekten geçmemek gerekir ki, bu mahkemelerin kararları kesin karar niteliği taşır ertelenemez ve temyiz edilemediği gibi bir başka mahkemeye de müracaat edilemez. İşte tam da bu yüzden verilen kararla hemen uygulanır. Enteresan olan bir durumdur ama ölüm cezaları bile hemen tatbik edilirdi.
 

Yargılananların arasında ateşli ve vatanperver bir milliyetçi, Sivas kongresinin hazırlayıcılarından, İttihat ve Terakki üyesi, ter temiz bir Türk sevdalısı, Türk ocağının ilk umumi katibi, ve Sivas millet vekili merhum HALİS TURGUT yargılanması vardır ki, insanın kanını dondurur.

Kendisine verilen on yıllık sürgün cezasını adaletsiz ve haksız bulan bu büyük Türkçü mahkemenin huzuruna son savunmasını yapmak için çıkar ve savunmasını yapar. Yaptığı savunmasında suçsuzluğunu o kadar açık ve samimi bir şekilde ortaya koyar ki, beraat edeceğinden son derece emin iken, heyet kendisini ölüme mahkum eder ve o gece asılır.
 

Dünyanın hiçbir yerinde Adalet sağlamak için kurulan bir mahkeme yoktur ki, mahkumun son savunmasından sonra verdiği kararı değiştirsin. Savunmasını yaparak suçsuzluğunu ispat eden bir mahkumu sadece ve sadece değer teşkil eder ya da emsal teşkil eder korku ve endişesiyle ipe çekilmesinin hiçbir yerinde ne vicdani bir duruş nede Adalet bulunamaz.
 

İzmir'de idama mahküm edilenler, Sivas millet vekili Halis Turgut bey, eski Milli eğitim bakanı Şükrü bey, Erzurum millet vekili Rüştü paşa, İstanbul millet vekili İsmail Canbolat bey. Eski Lazistan yani Rize millet vekili Ziya Hurşit, Trabzon millet vekili Hafız Mehmet, Sarı efe namıyla jandarma yüz başı Edip, emekli mülazım Çopur Hilmi, İaşe bakanı Kara Kemal, Ankara valisi Abdül kadir, emekli baytar Rasim, Laz İsmail, Gürcü Yusuf gibi isimlerdi.
 

Bu suikast meselesinde pek tabidir ki, suçlular çoğunluktadır. Bu tartışma konusu bile olamaz. Ancak; Hiç şüphe yoktur ki, Adaletsizlik bir kişiye de yapılsa Adaletsizliktir bin kişiye de yapılsa Adaletsizliktir. Şimdi oturup merhum Halis Turgut'un suçsuzluğunu tartışmakta Adaletsizliği telafi etmek asla ve asla değildir. Benim yapmak istediğim sadece hiç olmazsa bu çok şey borçlu olduğumuz büyük Türkçüye ve bu büyük milliyetçiye vefa borcumuzu bir Fatiha ile ödemektir.
 

Tarihçi Cemal Kutay yaptığı araştırmalarında* görür ki, merhum cennet mekan Halis Turgut'un idam cezası almasının tek sebebi; Takrir-i sükun kanununun* Türkiye büyük millet meclisinde tartışıldığı sırada, İsmet İnönü paşanın kanunun, huzuru ve sükuneti sağlayacağını söylemesi üzerine söz alarak;
 

" Vicdanlarda inanılmış ve kanaat getirilmiş hiçbir fikir ve ideal şiddet tedbiriyle yok edilemez. Şiddet tedbirleri, kendilerine istinatgah* olan tazyik vasıtalarından mahrum oldukları gün, varlıklarına inanan ve güvenen insanlarla birlikte çöker ve biterler."
 

Kendisine hazırlanmış darağacını gördüğünde büyük bir olgunluk içerisinde sehpaya bakarak: - hey Allah'ım hey Allah'ım diyerek zerre kadar telaş ve tepki göstermeden sehpaya çıkar ve son anında:
"- BEN ÖLÜYORUM, AMMA, BİLİNİZ Kİ, FİKİRLERİM ÖLMEZ, YAŞASIN TÜRKLÜK. "

 

Günümüzde hemen - hemen bütün tarihçilerin akladığı bu vatan sevdalısına, bu koca Türkçüye kim ya da kimler Adaletsizce elinden alınan ömründen bir gün iade edebilir ki?
Buradan avazımın çıktığı kadar bas bas bağırmak geliyor içimden, neden mi?

 

Belki biliyor, beklide hiç bilmiyorsunuz amma, çağdaş dünya da bir " İADE-İ İTİBAR "müessesesi var?
 

Neden sahiden neden biz bu ömürlerini birisinin egosu için aldığımız insanların itibarlarını adan gibi iade etmiyoruz ki? Neden sahiden neden bunların adlarını okullarımıza, caddelerimize vermiyoruz ki?
Sahiden Neden?

* Cemal Kutay'ın İstiklal ve Hürriyet mücadeleleri tarihi 19. cild.
*Takrir-i sükun kanunları T:B:M:M sinin ismet paşa hükümetine  geniş yetkilerle donatılmış verdiği kanun hükmünde karar namelerin adıdır.
* İstinadgah: Dayanacak, güvenecek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Tayfun AKMAN 2018-03-09 19:53:52

VAllahi insan donup kalıyor bu tür olaylara karşı gerçi bu ilk vede son olmayacaktır biliyoruz ki tarihimizde bunun gibi niceleri yatıyor bu yüzden de fazla birşey söylemek istemiyorum. Şerif bey yazınıza ve alakanıza çok teşekkür ederiz ağzınıza ve emeğinize sağlık. Ne diyelim son olarak tarihini bilmeyenin geleceğide olamaz.. saygılarımla

Avatar
Şükran demir 2018-03-09 20:07:36

Yüreginize sağlık tıbki üstadın dediği gibi ben ölüyorum ama fikirlerim asla ölmüyecek.MEKANLARI CENNET OLSUN

Avatar
Hülya Türkoğlu 2018-03-09 21:10:27

Yüreğinize sağlık Şerif bey sayenizde çok şeyler öğreniyoruz.

Avatar
Fira imanova 2018-03-10 00:06:47

Qeleminize qüvvet yenede beklerik gözel yazilarinizi

Avatar
Mehmet Yalçın 2018-03-09 21:55:02

Harika bir belge. Allah rahmet eylesin.

Avatar
osman yakali..istanbul 2018-03-09 22:06:57

Vicdanlarda aklanmak,
mahkemelerin verdiği kararlardan daima üstündür.
Allah mekanlarını cennet eylesin inşAllah.

Avatar
dilsad 2018-03-09 23:07:07

qeleminize qüvvet

Avatar
B. Çayıroğlu 2018-03-09 23:36:31

Mükemmel bir yazı yüreğinize ve kaleminize sağlık.

banner177

banner338