-Ben Korona falan anlamam, bu çocuk sınava girecek, kitap alması gerekir. Ne demek sokağa çıkması yasak!
Yirmi yaş altı gençlerin sokağa çıkma yasağına tabi tutulduğu ilk zamanlardı. LGS’ye girecek bir kızı bulunan hanımefendi, “neden yasağa rağmen dışarıdasınız?” diye soran muhabire bu sertlikle cevap vermişti.

Evet, bu çocuk sınava girecekti ve sınav gerçekten çok önemliydi.  Ya çocuğun kendisi?

Yasağa rağmen dışarıda olmasını ve virüsü kapma/yayma ihtimalini bir kenara koyuyorum, peki. Peki ya çocuğun o andaki psikolojisi?

Hissettikleri?

-Ben bu çocuğun annesiyim. Onun geleceğini düşünüyorum. Sınavdan yüksek puan almalı ve iyi bir liseye gitmeli. Oradan da kendini kurtarabileceği, tabi benim de biraz konu komşuya ve akrabalara hava atabileceğim bir üniversiteye yerleşmeli. 

Neden?

Kendini kurtarsın.

O ne demek yahu?

Yani iyi bir iş bulsun. Mümkünse devlete atansın. Sırtını devlete dayasın. Çok para kazansın. Pahalı bir arabaya binsin. Lüks bir evde otursun.

Size hitap etmedi mi? Sizler gözü yüksekte olmayan, mütevazi insanlarsınız değil mi?

Peki. 

O zaman bir an önce atansın. Sırtını devlete atasın. Kendisi gibi maaşlı biriyle evlensin. Gitsin bankaya borçlansın faizle pardon krediyle ev alsın. Çok lüks bir araba almasına gerek yok ama milletten de geri kalmasın!

Hah, şimdi oldu işte!

Lafa gelince, hepimiz çocuklarımızın erdemli ve dürüst olmalarını isteriz. Ama icraata gelince, hep hikaye!

Bu kanıya nereden mi varıyorum, söyleyeyim.  Ama onun öncesinde kendi mahalleme, mütedeyyin çevreye, muhafazakar kesime (artık neyi muhafaza ediyorsak) bir selam vermeden geçmeyeyim.

Hepimiz çocuklarımızın çok dindar ve çok mübarek olmalarını istiyoruz, öyle mi? İbadetine bağlı ve günahlardan kaçınan evlatlar en büyük hayalimiz değil mi?

Bence değil. Öyle olsaydı, önceliklerimiz ve hassasiyetlerimiz daha farklı olurdu.

Şimdi herkes çocuğu için yaptığı yatırımları ve planları gözünün önüne getirsin lütfen.

İyi okullarda okusun diye yapılan harcamalar, ek kaynaklar, yabancı dili çok iyi olsun diye uğraşmalar, sınav zamanları alınan onca kitaplar.

Çocuğumuzun iyi bir eğitim almasını isterken aradığımız kriterler arasında, onun ahlakını bozacak ya da düzeltecek etkenler acaba kaçıncı sırada?

Pardon?

Lütfen biraz samimi olalım. Ne için en fazla para harcıyorsak, en çok onu önemsiyoruzdur. 

Peki ya ne yapalım? Çarka kapılmayalım. Yavaşlayalım. Mümkünse duralım ve sağda müsait bir yerde kapıyı açtıralım. Sakin kalalım. Aklı selim davranalım.

En değerlilerimizi, kıymetlilerimizi, göz aydınlıklarımızı, test ile tost arasına sıkıştırmayalım, onlara yarış atı muamelesi yapmayalım, özellikle sınavlara hazırlandığı yıllarda, kendilerini bir robot gibi hissetmelerine yol açmayalım.

Hele hele sınavlarda almış oldukları puanların, bir karakter ya da kişilik yansıması olduğu algısını oluşturmayalım.

Dikkatli olalım. “Korona falan anlamam, ille de kitap alacağım” diyen hanımefendinin düştüğü yanılgıya karşı uyanık davranalım.

Çocuğumuza, hayatının bir sınav kadar değerli olmadığı hissiyatını yaşatmayalım.


Orhan DOĞANGÜNEŞ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.