Çocuktum...

İnsanın asıl memleketi olan dönemlerindeydim. Henüz gurbete çıkmamıştım ömür yolculuğunda.

Hayal mayal hatırladığım tatlı günlerin birinde, kahvaltı sırasında,köydeyken denk gelmiştim o sihirli sözcüğe.

"Bereketli olsun!"

Şehirde karşılaştığımı düşünmüyordum. İlk kez duyuyor olmalıydım bu cümleyi:

"Bereket? Allah Allah."

Bir gün de, sahilde balık tutan birine kullanmıştı bu sözü, bir amca:

"Bereketli olsun! "

"Ne demekti bu ya?"

Az desen olmaz.Çok desen tam oturmaz.

"Lezzetli olsun" demekti.Buldum galiba!

Sözlükler yeterli gelmiyordu, bazı kelimelerin anlamlarını bulmada.

Bunu anlamıştım, "ömrüne bereket" ifadesini duyduğumda.

Yıllar geçiyor, hala tam olarak oturmuyordu "bereket" kelimesi kafamda.

Anca anca anlamaya başlıyordum, otuzlu yaşlarımda.

Bereket, öyle bir kelime ki, inanmayana anlatamazsın.

İman yoksa, bu kelimeyi tanımlayamazsın.

Helal üçün, haram beşten fazla olduğunu ispatlayamazsın.

"Daha fazlasını iste" sloganıyla yetişen nesle, "bereket,"çok"tan daha değerlidir" desen de, inandıramazsın.

Kuru kalabalıklar içinde büyüyen çocuklara, "tabutumu taşısın, dört inanmış adam" mısrasını okuyamazsın.

Halbuki bereket, bizim en büyük zenginliğimizdi.

Çayın yanına en güzel giden şey, çikolatalı pastalar değil, samimi sohbetti.

En lezzetli gelen yemek, en lüks lokantada pişen değil, en sevdiklerimizle yediğimizdi.

İzlerken en çok keyif aldığımız maç, en çok gol attığımız değil, dostlarımızla izlediğimizdi.

"Ben seninle, sadece bilmek zorunda kalanların bildiği bir yol üstü lokantasında, yemek yeme ihtimalini sevdim" diyen şairin derdi, acaba yemek yemek miydi?

Bereket, bizim kültürümüzün matematiğe karşı gelen tılsımlı kelimesiydi.

Bereket, maddiyatın "bir tık" ötesindeydi.

Bereket, tok karnına oturulan ziyafet sofralarının, aç karnına yenilen kuru ekmeğin tadını vermemesiydi.

Bereket, besmele ile başlamak, şükür ile bitirmekti.

Bereket, azı değil, azın içerisindeki özü görebilmekti.

Bereket,boş lafları değil, hakikat içeren sözü duyabilmekti.

Bereket, sahte arkadaşların arasından, ahiretlik dostları bulabilmekti.

Şimdi anladım ki, ne büyük bir değerimizdi bereket.

Peki berekete ulaşmak için ne gerek?

Elbette iyi niyet ve biraz da gayret.

Yollar her zaman düz olmaz, zaman zaman da zahmet.

Öyleyse, tüm güzel insanların ömrüne bereket, ceddine rahmet!

Orhan DOĞANGÜNEŞ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner338