Başarıyla anılan bir teknik adam, şehirden ayrılmadan yerine imza hazırlığı… Samsunspor’da tartışma kararın kendisinden çok, alınış biçimi üzerine.

Samsunspor’da teknik direktör değişimi artık resmiyet kazandı. Thomas Reis gitti, yerine Thorsten Fink ile anlaşma sağlandığı açıklandı.

Ama asıl mesele isim değil.
Asıl mesele zamanlama.
Asıl mesele yöntem.

Yüksel Yıldırım’ın açıklaması net:
“B planımız vardı. Başka Alman hoca ile görüşüyoruz. Az kaldı.”

Demek ki süreç çoktan başlamıştı.
Demek ki karar Antalyaspor maçının düdüğüyle alınmadı.
Demek ki Reis görevdeyken alternatif masadaydı.

Şimdi sorulması gereken soru şu:

Thomas Reis bu şehir için sıradan bir teknik direktör müydü?

Transfer tahtası kapalıyken takımı ligde tuttu.
Yine kısıtlı imkanlarla takımı 3. sıraya taşıdı.
Avrupa bileti aldı.
Samsunspor’u yeniden vitrine çıkardı.

Bugün ligde 7. sırada, Avrupa’da play-off oynayan, Türkiye Kupası’nda iddialı bir takım bıraktı.

Evet, son 10 haftada düşüş vardı.
Evet, oyun tatmin etmiyordu.
Evet, Antalyaspor maçı sonrası bir kırılma gerekiyordu.

Ama mesele şu:

Bu şehir için bu kadar emek vermiş bir teknik adamın, henüz şehirden ayrılmadan yerine başka bir isimle anlaşılması doğru bir kulüp refleksi mi?

Profesyonel futbolda plan yapmak doğrudur.
B planı hazırlamak doğrudur.
Alternatiflerle görüşmek doğrudur.

Ama vefa ile profesyonellik arasında ince bir çizgi vardır.

Reis daha vedasını yapmadan, “yarın getiriyoruz” açıklaması yapılması Samsunspor’un büyüklüğüne yakışıyor mu?

Samsunspor artık küçük bir kulüp değil.
Avrupa hedefi olan, kurumsallaşma iddiası taşıyan bir yapı.
Büyük kulüpler kriz yönetimini sessiz yapar.
Veda sürecini saygıyla yönetir.

Bugün şehirdeki asıl kırılma Reis’in gitmesi değil.
Asıl kırılma, bu ayrılışın biçimi.

Tribün zaten gergin.
Yönetim zaten eleştiri altında.
Sakatlıklar, transfer planlaması, sezon içi tercihler zaten tartışılıyor.

Böyle bir atmosferde “B planımız hazırdı” cümlesi güven mi verir, yoksa “demek ki karar çoktan verilmişti” düşüncesini mi büyütür?

Bir başka soru daha:

Eğer sorun son 10 haftaydıysa, bu 10 haftada sakatlıklar, kadro mühendisliği ve sezon planlaması hiç masaya yatırıldı mı?
Yoksa yine en kolay değiştirilebilir parça mı değiştirildi?

Thorsten Fink tecrübeli bir isim.
Şampiyonlar Ligi görmüş bir teknik adam.
Alman ekolü devam edecek deniyor.

Peki sorun gerçekten ekol müydü?

Eğer sistem doğruyduysa neden devam edilmedi?
Eğer sistem yanlıştıysa neden yine aynı ekolden gidiliyor?

Bunlar kötü niyetli sorular değil.
Bunlar kulübün büyümesi için sorulması gereken sorular.

Samsunspor artık her teknik adam değişiminde sıfırdan başlayan bir kulüp olmamalı.
Samsunspor artık krizden beslenen değil, kriz yöneten bir kulüp olmalı.

Thomas Reis giderken arkasında kötü bir tablo bırakmadı.
Ama ayrılış biçimi, yönetimin kriz yönetim tarzını yeniden tartışmaya açtı.

Bu şehir futbolu duyguyla sever.
Ama bu şehir vefayı da sever.

Profesyonellik ile vefayı aynı cümlede buluşturamıyorsak, büyüme iddiamız eksik kalır.

Son söz net:

Hoca değişebilir.
Sistem değişebilir.
Ama kulübün duruşu değişmemeli.

Samsunspor büyüyorsa, bunu önce kriz anlarında göstermeli.