BİNE YAKIN OYUNCAK SERGİLENİYOR
Canik Belediyesi Mevlana Eğitim, Kültür ve Yaşam Kampüsü içerisinde bulunan müze, yaklaşık 800 metrekarelik alanıyla ziyaretçilerini geçmişe götürüyor. 2018 yılında hizmete açılan müzede ahşap oyuncak bebeklerden pelüş oyuncaklara, bebek evlerinden kurmalı metal oyuncaklara kadar farklı dönemlere ait bine yakın eser bulunuyor.
Koleksiyonda Mickey Mouse’un ilk çizimlerinden esinlenen oyuncakların yanı sıra Prenses Diana gibi gerçek kişileri temsil eden oyuncaklar ve geçmiş dönemlerin günlük yaşamını yansıtan özel tasarımlar da yer alıyor.
Müzedeki oyuncakların sergileme konsepti şair ve yazar Sunay Akın’ın danışmanlığında hazırlandı. Ziyaretçiler, sergi alanlarında bulunan 14 karekodu telefonlarıyla okutarak oyuncakların hikâyelerini Sunay Akın’ın sesinden dinleyebiliyor.

EN ESKİ OYUNCAK 1700’LÜ YILLARIN SONUNDAN
Müzenin 5 ayrı sergi bölümünden oluştuğunu belirten Ümmühan Kığılcım, en eski eserlerden birinin 1780-1790 yıllarına tarihlendirilen ahşap oyuncak bebek olduğunu söyledi.
Kığılcım, “Müzemizde bine yakın eser mevcut. En eskisi 1700’lerin sonuna tarihlendirilen bir ahşap bebek. Günümüze daha yakın dönemlerden de çok sayıda eserimiz bulunuyor. Bina yapısı itibarıyla oldukça büyük bir müzeyiz. Türkiye’de en büyük oyuncak müzesi olarak geçiyoruz. Oyuncak kategorisinde dünya sıralamasında da üçüncü olarak görülüyoruz” dedi.

DETAYLARIYLA DİKKAT ÇEKEN OYUNCAKLAR
Müzede farklı ülkelerden ve dönemlerden çok sayıda oyuncak bulunduğunu anlatan Kığılcım, özellikle eski metal oyuncakların işçiliğine dikkat çekti.
Renkli ve ince metal plakalar kullanılarak üretilen kurmalı oyuncaklardan bazılarının aradan geçen yıllara rağmen halen çalışabildiğini ifade eden Kığılcım, çocukların özellikle pelüş oyuncaklara, yetişkinlerin ise “Doll House” olarak bilinen bebek evlerine yoğun ilgi gösterdiğini söyledi.
Bebek evlerinin yalnızca çocukların oynaması amacıyla yapılmadığını belirten Kığılcım, bu eserlerin üretildikleri dönemin yaşam biçimini ve kültürünü gelecek nesillere aktaran minyatür belgeler niteliği taşıdığını ifade etti.

1980’LERİN MAHALLE KÜLTÜRÜ DE YAŞATILIYOR
Müzenin dikkat çeken bölümlerinden biri de geçmiş dönemlerin mahalle yaşamını yansıtan alan oldu. Eski Türk bakkalı konsepti, kuklacı, sahaf ve oyuncakçı gibi bölümler özellikle yetişkin ziyaretçileri geçmişe götürüyor.
Kığılcım, bu alanı gezen ileri yaştaki ziyaretçilerin çocukluk yıllarını hatırladığını ve bazılarının müzeden duygulanarak ayrıldığını belirterek, bölümün adeta geçmişten bir kesit sunduğunu söyledi.

OYUNCAKLARLA MESLEK ÖĞRETİMİ
Müzede özellikle Almanya kökenli çok sayıda oyuncağın bulunduğunu belirten Kığılcım, geçmişte oyuncakların yalnızca eğlence amacıyla kullanılmadığını anlattı.
Almanya’da çocukların gelecekteki meslekleri hakkında fikir edinmelerini sağlamak amacıyla dikiş makineleri, dikiş setleri, otomobiller, fabrikalar, lokomotifler ve uçaklar gibi oyuncakların üretildiğini ifade etti.

JAPONYA’DA OYUNCAKLAR UMUDUN ARACI OLDU
Japon oyuncaklarının geçmişine de değinen Kığılcım, atom bombalarının ardından çocukların yaşadığı psikolojik yıkımın etkilerinin azaltılmasında oyuncaklardan yararlanıldığını anlattı.
Çocukların yeniden hayal kurmasını ve geleceğe umutla bakmasını sağlamak amacıyla renkli, hareketli, ışıklı ve pilli oyuncakların üretildiğini belirten Kığılcım, oyuncakların bu süreçte önemli bir araç olarak kullanıldığını söyledi.
Müzede ayrıca ailelerin birlikte vakit geçirebilmesine yönelik geçmiş dönemlerden çeşitli kutu ve masa oyunları da ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor.






