"HAYATIMIZ ÇADIRDA, AYILARLA KÖŞE KAPMACA OYNUYORUZ"

Gezgin arıcılığın doğayla ve mevsim şartlarıyla iç içe yürütülen meşakkatli bir mücadele olduğunu anlatan Ergül, bir kovanın yıllık rotasını paylaştı:

Mevsimine Göre Rota: Kovanlar kış aylarını Milas veya Antalya gibi ılıman bölgelerde geçiriyor. Nisan ayında Muş ya da Samsun Bafra ovalarına, haziran ayında Erzurum yaylalarına taşınıyor; eylülde ise meşhur çam balı hasadı için yeniden Milas'a dönülüyor.

Büyük Emek: "Biz seherle kalkıp havaya bakarız; çünkü ısı, nem ve rüzgâr arının uçuşunu doğrudan belirler. Hayatımız çadırda geçer, yaylalarda ayılarla köşe kapmaca oynarız. Unutmamak gerekir ki bir çay kaşığı bal için tam 12 arı tüm ömrünü verir" dedi.

AW817954_03_300x400.jpg

"MEVZUATA UYGUN HER BAL EN KALİTELİ BAL DEĞİLDİR"

Resmi mevzuatların gezgin arıcıları bazen teknik olarak zorladığına dikkat çeken Ergül, yaylalarda hijyenik paketleme binası kurulamadığı için balın kilometrelerce uzaktaki dolum tesislerine götürülmek zorunda kalındığını belirtti:

Nakliye esnasında sertleşen ve petek çıtalarında kalan balın tesislerde yüksek ısıya maruz bırakılarak akışkan hale getirildiğini aktaran tecrübeli arıcı, bu ısıl işlemin balın doğal enzim ve vitamin kalitesini düşürdüğünü kaydetti.

AW817954_04_300x400.jpg

"GERÇEK BAL KOKAR: EN İYİ BAL YÜKSEKOVA'DAN ÇIKAR"

Hakiki balın karakteristik özelliklerine değinen Ergül, tek bir çiçeğe bağlı kalmayan balların şifasının daha yüksek olduğunu söyledi:

"Kutuyu açtığınızda önce kekik, ardından geven ya da bir başka çiçeğin kokusu burnunuza gelmeli. Farklı kır çiçeklerinden beslenen arının balı en kıymetlisidir. Türkiye'de en kaliteli yayla balı Hakkari Yüksekova civarından çıkar, çünkü orada tüm endemik çiçekler aynı dönemde açar."

Dünya çam balı üretiminin yüzde 92’sinin Türkiye'de olduğunu hatırlatan Ergül, Marmaris orman yangınlarının rekolteye vurduğu ağır darbeye de değindi.

AW817954_01_300x400.jpg

HALK ARASINDAKİ EFSANELER ÇÜRÜDÜ: "BİR BAKIŞTA SAHTE DİYEMEZSİNİZ"

Piyasada dolaşan "yakma", "suda eritme" gibi yöntemlerin bilimsel hiçbir temeli olmadığını vurgulayan Ergül, tüketicilere şu uyarıları yaptı:

Kristalleşme (Donma): "Halkımız donan bala şüpheyle yaklaşır. Oysa her hakiki bal donar. Bal şekerlenerek ve kristalleşerek aslında kendisini doğal olarak korumaya alır."

Aroma Tuzağı: "Arı görmemiş glikozlu sahte balların rengi ve kıvamı kusursuzdur; içine yapay esans katıp hakiki baldan bile güzel kokmasını sağlayabilirler. Dolayısıyla bir bakışta, rengine veya akışkanlığına bakarak balın sahte olduğunu kimse anlayamaz."

İlkadım'da çocuklar öğreniyor, trafik bilinci gelişiyor
İlkadım'da çocuklar öğreniyor, trafik bilinci gelişiyor
İçeriği Görüntüle

Tek Çözüm Laboratuvar: "‘Ateşe tutunca yanarsa hakikidir, suda dağılmazsa gerçektir’ sözleri hurafe. Bir balın güvenilirliği ve kalitesi yalnızca akredite laboratuvar analizleriyle kesinleşir. Bu yüzden her ailenin doğrudan güvendiği bir arıcısı olmalı."