SAMÜ'DE GENİŞ KATILIMLI AKADEMİK YIL AÇILIŞI VE FAHRİ DOKTORA
SAMÜ Ballıca Kampüsü’nde düzenlenen törene kent protokolü yoğun ilgi gösterdi:
Samsun Valisi Orhan Tavlı, AK Parti Samsun Milletvekilleri Mehmet Muş ve Yusuf Ziya Yılmaz, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, SAMÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın, OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, İl Emniyet Müdürü Faruk Aydın, mülki idare amirleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
İlk dersin ardından SAMÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın tarafından Mehmet Muş’a akademik cübbesi giydirilerek fahri doktora beratı takdim edildi.

"DÜNYA NÜFUSUNUN YÜZDE 1,5'İ KÜRESEL SERVETİN YARISINA SAHİP"
Mehmet Muş, gelir dağılımı adaletsizliğinin korkutucu boyutlara ulaştığını somut verilerle anlattı:
"Dünya nüfusunun yüzde 14'ünü barındıran az gelişmiş ülkeler küresel üretimin yüzde 1'ini dahi alamıyor."
"Uluslararası yatırım bankalarının 2026 raporlarına göre; en zengin yüzde 1,5'lik kesim küresel servetin tam yüzde 50'sini elinde bulunduruyor. En alttaki yüzde 42'lik kesim ise pastadan yalnızca yüzde 0,6 pay alabiliyor."
"Küresel borç stoku 2026'nın ilk yarısında 365 trilyon dolara ulaştı. 3,4 milyar insanın yaşadığı ülkelerde devletlerin faize ödediği kaynak, eğitim ve sağlık bütçelerinin üzerine çıktı."

"EKONOMİLER BÜYÜYOR ANCAK ÇALIŞANLARIN ALDIĞI PAY AZALIYOR"
ABD ekonomisindeki tarihsel göstergeler üzerinden iş gücü payındaki erimeye dikkat çekildi:
Ücretli çalışanların milli gelirden aldığı pay 1970'te yüzde 58 seviyesindeyken, 2024'te yüzde 51'e geriledi.
Buna karşılık borsa şirketlerinin piyasa değeri 1975'te küresel pastanın yüzde 27'siyken, 2025 yılı itibarıyla yüzde 148'e fırladı. Şirket değerleri ülkelerin reel üretimlerini katbekat aştı.

"TÜREV PİYASALAR REEL EKONOMİNİN 8 KATI: BÜYÜK BİR TUHAFLIK VAR"
Finansal balonların ve spekülatif varlıkların reel üretimle bağının koptuğunu vurgulayan Muş:
"İleri vadeli sözleşmeler, tahviller ve türev piyasaların büyüklüğü 2025'te 952 trilyon dolara ulaştı. Dünya gayrisafi milli hasılatı ise 118 trilyon dolar civarında. Yani finansal türevler reel ekonominin tam 8 katı büyüklükte."
"Bu fark en son 2008 krizinde 10 kata çıkmıştı ve ardından çöküş geldi. Bugün mağazalar, marketler malla dolu; milyonlarca insan almak istiyor ama alım gücü yok. Bir taraf satamıyor, diğer taraf alamıyor. Buradaki temel tıkanıklık paranın ve refahın adil bölüşülememesidir."





