TEFRİKAYA DÜŞMEK

Abone Ol

Kur’anı bile değiştirmeye kalkan insanlar, birçok sahte hadis uyduran insanlar, günümüze kadar gelen zatların kitaplarına eklemeler veya çıkarmalar yaparak İslam ümmetini birbirine düşürmekteler. Tarih boyunca fitnenin en güçlü silahı, dini kaynaklara yapılan tahrifat olmuştur. Hakikat perdelenince kalpler ayrışır, tefrika doğar. Hiçbir muteber İslam büyüğü fırkalaşmaya dönük bir şey dememiştir. Hakikat yolunun erleri hep birliği işaret etmişlerdir. İslam düşmanlarının İslam’dan intikam almak için her türlü fitne ve fesadı güzellemeli ve duygulu cümlelerle İslam halkına enjekte ettiler. Nice duygusal ifadelerle süslenen fitneler, aslında zehirli kılıflardır. Ey iman ehli! Fitneye düşmek şeytanın yoludur, birliğe sarılmak Rahman’ın yoludur. Kalbine düşmanlık tohumu değil, muhabbet tohumu ek. Tevrika ateşine odun değil, kardeşliğe sutaşı. Unutma ki, kurtuluş yalnızca birliktedir. Çünkü fitne ve fesat hiç bitmedi. Çünkü bakın hele İslam diyarlarına: Geçmişten ders almayıp ajanların/münafıkların oyunları aynen sürmektedir. Dökülen gene Müslüman kanıdır. Aynı oyun tekrar edilir; değişen sadece sahne ve aktörlerdir. Ama Allah din olarak bize İslam’ı seçti. Sakın tefrikaya bölünmeyin dedi. Allah bize isim olarak İslam’ı seçtiyse kim kendisine hangi ismi takarsa taksın, biz takmayalım. Tefrikaya bölünüp Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin dizi dibinden ayrılmayalım. Onun yolu bize yeter. Gayrı yollara ihtiyaç yoktur. Hak yol tektir, yan yollar çıkmaz sokaklardır. Bunları iyi bilmemiz gerekir. Ayrıca uyanık olup ajanların/münafıkların oyunlarına kanmadan oynanan oyunlarına gelmemeyi temenni ederim.
Ey mümin gönül! Fitneler bitmeyecek, çünkü dünya bir imtihan meydanıdır. Çünkü tefrikanın panzehiri vahdettir, vahdetin kaynağı ise yalnızca Allah’ın ipine sarılmaktır. Bir aileyi, bir kabileyi, bir milleti, bir devleti tefrika yıkar. Şimdi geriye dönüp, ülke siyasetinde ve diğer sosyal olaylarda yaşananlara bir bakalım. Toplum bugün dünden daha fazla ayrışmıştır. Hemen her konuda fikirler uç noktalara çekilerek toplumsal bir gerginlik söz konusudur. Bakınız sayın dostlar, bu durum hiç de hayra alâmet değildir. Hukuk devletinin devamından yana isek; hukuki sınırlar içerisinde kalmak kaydı şartıyla; sorgulanmak, yargılanmak, affedilmek ya da cezalandırılmak fiillerinden de kimsenin gocunmaması lazımdır. Suçu olan herkes, rütbesine makamına ve mevkisine bakılmadan hak ettiğini bulması lazımdır. Çünkü sıkıntı her yanı sarmıştır ve zaten vatandaşın hâli meydandadır. Estirilen yalancı cennet numaralarına vatandaşın karnı tok; "Ekonomi iyiye gidiyor" hikâyelerine artık kimse inanmıyor! *İşsiz, aşsız ve yarınlarından umutsuz yaşarken bir de milletin tefrikaya düşmesi, her şeyden daha tehlikelidir. Ne demişti milli şairimiz Mehmet Akif; "Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez"