Türkiye'mizin, son yıllardaki en büyük belası tartışmasız terördür. Ne yazık ki, bu beladan daha büyük ve daha tehlikeli bir bela olacak, "Suriyeli sığınmacılar" meselesini, hem hükümet olarak, hem de halk olarak görmezden geliyoruz. İlk zamanlar kısa süreli olacağı düşünülen Suriyeli göç furyası ne yazık ki, kalıcı bir hal almış bulunmaktadır.  Ülkemizdeki Suriyeliler konusu giderek toplumsal, siyasal ve ekonomik problemlerle birlikte ciddi bir güvenlik meselesine dönüşüyor.

Sığınmacıların Türkiye'deki etkileri en fazla toplumsal alanda hissediliyor. Sığınmacılar ile yerel halk arasında, konuşulan diller açısından, hem de kültür ve yaşam tarzlarından kaynaklanan problemler yaşanıyor ve çoğalarak yaşanacaktır. Henüz ciddi açıdan inceleyip anlayamadığımız, sığınmacılardan dolayı çok eşliliğin büyük ölçüde artması, Türkler arasındaki boşanmaların çoğalması, kadın ve çocuk istismarlarının artması, Suriyelilerin yoğun yaşadıkları illerde Demografik yapıyı değiştirmeleri, en ciddi toplumsal etkilerden bir kaçıdır. Bu durum zaman içinde etnik ve mezhepsel boyutlu kutuplaşmaların doğmasına ve gerginliklerin körüklenerek çatışma ortamına dönüşmesine sebep olacaktır. Suriyeli vasıfsız iş gücünün Türk piyasasına girmesi, yerel işçi sınıfı arasında "ekmeğimiz elden gidiyor"  korkusuyla aşırı tepki çekiyor. Ayrıca, G. Antep, Mersin ve çevre illerde faaliyet gösteren Suriyeli firma sayısının 6 misline katlanması ve Suriyeli tüccarların Türk mallarını Kendi bağlantıları üzerinden Ortadoğu pazarına ulaştırmaları da başka bir kutuplaşmaya ve krize sebep oluyor.

Güvenlik açısından, en ciddi riskleri ise kısaca şöyle sıralaya biliriz,
a)Yerel halk arasında var olan tepkinin, çeşitli provokasyonlar neticesinde toplumsal eylemlere dönüşme ihtimali.
b)Yerli halkın kendini terör saldırılarına açık hedef hissetmesi.
c) Suriyeliler arasına yerleştirilmiş teröristler vasıtasıyla terör odaklarına taraftar toplamak.
d) Suriyeli sığınmacıların, kültür seviyesinin düşüklüğü ve geleceğe kaygı ile bakışından faydalanmaya çalışacak, terör odaklarının hamisi, Amerika ve Avrupa birliği ülkelerinin tezgahına düşerek onlarca, PKK, PYD ve IŞİD gibi örgütlerle Türk halkının huzur ve güvenini tehdit etmesi.
e)Eğitim alamamış, gelir seviyesi düşük ve dışlanmışlık psikozu ile yaşayan kimlik bunalımının içindeki gençlerin her yönden pek çok sucun içinde olacağını bilmek gerekir.

Buraya kadar dilimin döndüğünce özetleye bildiğim kadarıyla, ülkemizin Suriye ve diğer ülkelerden gelen sığınmacılar karşısında yalnız bırakıldığı da bir gerçektir. Her fırsatta insan hakları savunuculuğunu kimseye kaptırmayan kör ve sağır dünya maalesef sayıları dört milyonu bulan sığınmacıları görmezden geldiler. Ülkelerinin sınırlarını kapatan AB ülkeleri gerçeklerle yüzleşme yerine Türkiye'yi yalnız bırakmayı seçmişlerdir. Ne yazık ki, toplam Dünya ülkelerinin yardım tutarı 700 milyon doları bulmamıştır.

Bunun yanında, sığınmacılara 26 milyar dolar harcayan Türkiye, hazırlıksız yakalandığı bu olay karşısında hala gerekli önlemleri alabilmiş değildir. Yurdumuzun özelliklede büyük şehirlerinde kontrolden ve takipten uzak yaşayan sığınmacılar özellikle, terör örgütleriyle bağlantılı insanların elini kolunu sallayarak içlerinde yaşamalarına zemin hazırlamışlardır. Sığınmacıların Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar başıboş ve bu kadar, kendi başına buyruk, yaşadığına rastlayamazsınız. Ülkelerin bu gibi durumlar karşısında zemine oturmuş kanunları var. Sığınmacının 24 saatinden haberdar olamayacağına kanaat getiremeyen ülkelerde sığınmacı kabul etmezler. Şartlar ne olursa olsun sığınmacılar, günün belli saatlerinde en yakın göçmen ya da sığınmacı bürosuna durum bildirim imzası atmakla yetkilidir.
Bizde ki durum ise, tamamen tersidir. Sayıları 4 milyonu bulan Suriyelilerin, %30 unun kaydı bile yoktur. Kaydı olanların bile, ülkeyi baştanbaşa gezme hakkı olduğu gibi, emniyet birimlerinden izin bile almaları gerekmez. İşte atalarımız tamda bunun için demişler: Saldık bayıra Mevlâm kayıra.
Artık bu saatten sonra kabul etmeliyiz ki, Suriyeliler ya Türkiye'de uzun süre kalacak ya da tamamına yakını burada yaşayacaklar. Bu yaşam tarzları ayrı, kültürleri ayrı insanlarla uzun süre yaşayacaksak ki, öyle, Acilen, hem de hiç vakit geçirmeden doğacak olumsuzlukları minimize edip bertaraf edecek önlemler almalıyız.

İlk olarak;
a)Suriyelilerin ve diğer ülkelerden gelen sığınmacıların tamamı kayıt altına alınmalı.
b)Kayıt altına alınan sığınmacıların hepsi sıkı takip ve kontrol atında olmalı.
c)Her hareketleri kontrol altında olmalı. Yurtlarına veya istedikleri ülkelere gitmeleri teşvik edilmeli.
d) Sığınmacıların yaşadıkları bölgeler sıkı gözetim altında tutulmalı.
e) Sığınmacılara konut kiraya verenler ve kiralayanlar her hafta belirtilen birimlere vukuatsızlık beyanı vermeli.

Özetle belirtmeye çalıştığım bu çözümleri Ülkemiz acil olarak almak mecburiyetindedir. Bundan başka çözüm yolumuz yoktur.
Ülkemizin bu önlemleri alması için, bir an önce ve hiç vakit kaybetmeden, " SIĞINMACILAR BAKANLIĞI " adı altında bir bakanlık kurması kaçınılmaz olmuştur. Bu bakanlığın bir an önce kurulması, sığınmacıların kabulü, takibi, yerleştirilmesi ve kontrolü bu bakanlığın uhdesine verilmesi ülkemizin hayrına olacaktır.
Eğer, biz bu sığınmacıları sıkı kontrol altında tutamazsak emin olunuz ki, bizimle savaşmayı terör örgütlerinin üstünden yapmaya alışmış, Amerika ve AB ülkelerine, yeni, yeni örgüt elemanları bulma, hatta örgütler kurma fırsatı vermiş oluruz.

 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Muhammet TOMAR 2017-01-30 15:19:12

Ülkemizi gelecek de felakete sürükleyecek diye düşünüyorum .Ne yazarsanız yazın bizi yönetenlerin umurun da bu ve benzeri konular yok .Tek dertleri BAŞKANLIK DA BAŞKANLIK onun için ülkem adına çok üzülüyorum .Yazınız mükemmel de muhatap olmayınca buza yazı yazmak gibi .

Avatar
hediqet hüseynova 2017-01-30 12:42:02

QELEMINIZE GÜC, ÜEYINIZE SAQLIK. COK GÖZEL MÖVZULARA TOXUMUSHSUNUZ.

Avatar
TÜLAY EROĞLU 2017-01-30 13:31:07

1 Suriyeli ler asla ülkemizi terkedemezler seçim havasına girmiş bir türkiyeden gidmeleri söz konusu olmaz.
2 bende dahil olmak uzere az cıgırtlanlik yapmadım. Suriyeli gençlerde asker gitsin diye lakin biraz mantigimi kullanınca askere gitmiş olsalar silahı kendi gençlere dogrulturlari acaba ???
Mesele şurda azizim. .....Bunlar türkiyeden gitmediği süre içerisinde RTE küvet üstüne kuvvet koyuyor.....anlata bildimmi

Avatar
Tatar Arif 2017-01-30 15:33:11

Kontrolsüz yada bananecilikle yapılan umursamazlıkla yapılan işler zarar vermiştir..bu işler bana göre ülkeye kasten yapılmıştır

Avatar
Necati Koçoğlu 2017-01-30 16:07:14

Zor kurtulur. Şu an devleti yönetenler onu sorun kabul etmiyor. Nasıl kullanılırız diyorlar selamlar

Avatar
Nükhet Çamlıbel 2017-01-30 16:38:20

Çok güzel yazmışsınız da bu meselede, çok ihmalkarlık gözlüyorum ve sanıyorum ki bazı kısır ve kişisel hesaplar yapılarak geç kalınma tercih ediliyor. Birde galiba çok hazırlıksızdık. Birde yöneticilerimizin acemiliği buna eklenince bu günlere geliverdik. Acilen önlem alınmalı ve çok sıkı takip edilmeli sığınmacılar.

Avatar
GÜN AYDIN 2017-01-30 16:18:00

QELEMINIZE QÜVVET ÜREYINIZE SAQLIK.

Avatar
Baki Aslan 2017-01-30 16:42:32

Ortadoğu dizayn edilirken bu işler ölçüldü ve biçildi. Yoksa durduk yere ortaya çıkmış olaylar değil. Bir yerde yerden göğe kadar haklısınız ki, Biz acemiliğimizin ve geç kalışımızın bedelini ödüyoruz ve ödeyeceğiz.

banner362