Samsun'da Acılı Ailenin Medical Park'a Karşı Adalet Savaşı

Samsun’da 2009 yılında kırılan kolunun tedavisi için gittiği Medical Park Hastanesi’nde, ameliyat sonrası yaşamını yitiren 5 yaşındaki Yiğit Yakup Sarı'nın ailesi, başlattıkları hukuk mücadelesini 8 yıldır sürdürüyor.

Samsun'da Acılı Ailenin Medical Park'a Karşı Adalet Savaşı

Samsun’da 2009 yılında kırılan kolunun tedavisi için gittiği Medical Park Hastanesi’nde, ameliyat sonrası yaşamını yitiren 5 yaşındaki Yiğit Yakup Sarı'nın ailesi, başlattıkları hukuk mücadelesini 8 yıldır sürdürüyor.

21 Şubat 2017 Salı 16:56
Samsun'da Acılı Ailenin Medical Park'a Karşı Adalet Savaşı

Samsun Haber- Samsun'un Atakum İlçesi'nde 20 Ekim 2009'da meydana gelen olayda, 15 yıllık evli olan 43 yaşındaki Ömer ile 36 yaşındaki Senem Sarı çiftinin üçüz çocuklarından 5 yaşındaki Yiğit Yakup Sarı, şeker almak için çıktığı mutfak tezgahından dengesini kaybedip, düşerek sol kolunu kırdı. Bayındırlık İlkokulu ana sınıfı öğrencisi Yiğit Yakup Sarı, ailesi tarafından Samsun Medical Park Hastanesi’ne götürüldü. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Opr.Dr. S.A.A. tarafından muayene edilen Yiğit Yakup Sarı, aynı gün ameliyat edildi. 1 saat süren operasyonun ardından küçük çocuk normal servise alındı.

Ancak, servisteki tedavisi sırasında çocuğun kalbi durdu. Doktorlar tarafından yapılan müdahale ile Yoğun Bakım Servisine alınan Sarı'ya kardiyoloji uzmanı tarafından kalp pili takıldı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen Yiğit Yakup Sarı, kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Yapılan otopside kesin ölüm nedeni belirlenemeyince, Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlattı.
Ardından da savcılık dosyanın İstanbul 1'nci Adli Tıp İhtisas Kurulu'na göndererek küçük çocuğun kesin ölüm nedeninin tespitini istedi. 14 ay sonra gelen raporda Yiğit Yakup Sarı'nın akciğerlerinde iltihap olduğu, anestezi uzmanının bu durumu fark etmesi gerektiğini, eksiklik olduğu ve buna bağlı olarak anestezi ve ameliyatın yükü sonucu ortaya çıkan oksijensizlik ve gelişen komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybettiği belirtildi.

Cumhuriyet Başsavcılığı da rapor doğrultusunda ameliyata giren anestezi uzmanı F.B.'nin mesleğinde gerekli dikkat ve özeni göstermediği için taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak suçundan hakkında 3'ncü Asliye Ceza Mahkemesi'ne dava açtı. Öte yandan aile de hem hastane, hem de anestezi uzmanı F.B. hakkında 3'ncü Asliye Hukuk Mahkemesi'ne 140 bin TL'lik maddi ve manevi tazminat davası açtı.
 

İSTENİLMEDİĞİ HALDE ÜÇÜNCÜ RAPOR GELDİ
 

Tazminat davası sürecinde hastane yönetimi ve anestezi uzmanı F.B., İstanbul 1'nci Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun raporuna itiraz etti. Bunun üzerine kurul, ilk rapora eklenecek bir husus olmadığını belirterek aynı raporu tekrar gönderdi. Rapora ikinci kez itiraz edilmesi üzerine ceza mahkemesi bu defa dosyanın Adli Tıp Genel Kurulu'na gönderilip tarafların kusur ve kusur oranlarını belirtir şekilde rapor hazırlanmasına karar verdi. Dosya Adli Tıp Genel Kurulu'na gönderilirken, bu defa İstanbul 1'nci Adli Tıp İhtisas Kurulu, mahkeme istemediği halde bir rapor daha gönderdi. 5 Eylül 2012 tarihli 3'ncü rapor taraflara ulaştı. Üçüncü raporda 'Küçükte iltihabın mevcut olduğu, anestezi uzmanı tarafından değerlendirme sırasında fark edilmemiş olduğu, bu durumun bir eksiklik olduğu ancak çocukta tespit edilen humerus kırığının acilen ameliyat edilmesi gerektiğinden; tanı konulmuş olması durumunda da ameliyatın acil yapılmasının zorunlu olduğu, bu nedenle anestezi, ortopedi uzmanına kusur atfedilemeyeceği oy birliğiyle mütalaa olunur' ifadesi yer aldı.

Gelen son rapor Samsun 3’ncü Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Yapılan yargılama sonucunda, anestezi uzmanı F.B., 23 Ekim 2013'de küçük çocuğun ölümünde kusuru olmadığı belirtilerek mahkeme tarafından beraat etti. 3'ncü Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki hastane ve anestezi uzmanı hakkında açılan 140 bin TL'lik maddi ve manevi tazminat davası süreci ise devam etti.  Mahkeme 3 Ekim 2014 tarihindeki duruşmada tarafların kusurunun olup olmadığı, varsa kusur oranlarının ne kadar olduğunun belirlenmesi için 5 kişilik bilirkişi heyeti oluşturulmasına, Samsun'da bu konuda sağlık raporu alınacak bilirkişilerin de bulunmaması nedeniyle dosyanın nöbetçi Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verdi.
 

HASTANEDE NEDEN UYANMA ÜNİTESİ YOK ?
 

Ankara Üniversitesi'nden oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan son raporda ise "Servis hemşirelerinin ifadelerine göre çocuğun ağzı kusmuk materyaliyle doludur ve büyük olasılıkla akciğerlerine aspire etmiştir. Bu bakımdan bize göre çocuğun ölüm nedeni büyük ihtimalle aspirasyona bağlıdır. Bu bağlamda bu kadar risk faktörü (tok olması ÜSYE) mevcut iken çocuğun neden anestezi sonrası uyanma ünitesine alınmayıp servise çıkarıldığı, yada hastanede neden uyanma ünitesinin bulunmadığı anlaşılmamış ve kesin kanaat oluşturulamamıştır" ifadeleri yer aldı.
 

AİLE ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURDU
 

Ceza davasında çıkan beraat kararına yapılan itiraz Yargıtay inceleme aşamasında iken bu rapor 05 Ekim 2015'de dosyaya sunuldu. Ancak Yargıtay 17 Ekim 2016'da verdiği kararla beraat kararını onadı. Bunun üzerine aile, avukat Soner Gümüşkaya aracılığı ile adli yargılama hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle yeniden yargılama talebiyle 24 Ocak 2017'de Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu. Yapılan başvuruda Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Heyeti tarafından sunulan raporda beraat eden sanık F.B.'nin kusurlu bulunduğu belirtilerek, "İstanbul Adlı Tıp Kurumu 1'inci İhtisas Dairesinin vermiş olduğu birbiriyle çelişkili, dosya içeriğine ve maddi gerçeğe uygun olmayan,bilimsellikten uzak raporu sonucunda beraat etmiştir" denildi.
 

MEHKEMEYE ÇELİŞKİLİ RAPORLAR GELDİ
 

Sarı ailesinin avukatı olan Soner Gümüşkaya, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı tarafından sunulan son rapora rağmen böyle bir karar çıktığını belirterek "Ceza davasında yargılama sürecinde birbiriyle çelişen raporlar mahkemeye geldi. Sonuç olarak F.B. beraat etti. Ancak biz adil yargılama hakkının ihlal edildiği düşüncesinde olduğumuz için yeniden yargılama talep ettik ve Anayasa Mahkemesi'ne başvurduk. Ben bu dosyaya inanıyorum. Yargının da eninde sonunda adaleti bulacağına inanıyorum. Ailesi elbette ki çok üzüntülü. Bir taraftan çocuğun acısını yaşarken bir taraftan da bu hukuk sürecindeki yaşananları artı bir acı olarak hissediyor. Adalete inanıyorum. Sonunda gerçek ortaya çıkacak ve adalet yerini bulacak. Biz sonuna kadar bu davayı takip edeceğiz gidebildiğimiz yere kadar gideceğiz" dedi.  

Kaynak: Haber1919
 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.