Bir Hayata Tutunma Hikayesi

Almanya Stuttgart’ta çalışmak için giden Tankut Ergin Bozkurt’un yaşadığı birçok zorluğa rağmen hayata nasıl tutunduğunu hikayesini Samsunhaber.com’a anlattı.

Bir Hayata Tutunma Hikayesi

Almanya Stuttgart’ta çalışmak için giden Tankut Ergin Bozkurt’un yaşadığı birçok zorluğa rağmen hayata nasıl tutunduğunu hikayesini Samsunhaber.com’a anlattı.

16 Mayıs 2017 Salı 17:52
Bir Hayata Tutunma Hikayesi

Samsun Haber - Tankut Ergin Bozkurt, Almanya’ya çalışmak için giden Türk işçilerden bir tanesi. Bozkurt, 1973 yılında henüz 18 yaşındayken memleketi Edirne’nin Enez ilçesinden Almanya’ya Stuttgart’tan çalışmak için gitti. Almanya, diğer birçok Türk işçi gibi Bozkurt’unda yıllar içinde ikinci yurt oldu. Yıllarca Almanya’nın farklı illerinde çalışan Bozkurt, 2001 yılında feci bir iş kazası geçirdi.

“Vücudumda Kırılmayan Kemik Kalmamıştı”

Bozkurt, tren yolu yapımında çalışırken rayları taşıyan halatlardan bir tanesinin savrulması sonucu ağır şekilde yaralandı. Bozkurt, “Kaza esnasında vücudumda kırılmayan bir kemik kalmamıştı. Savrulan halat her yerimi kesmişti. Kaza anından sonra hiçbir şeyi hatırlamıyorum. Bilincimi kaybetmiştim. Uzun süre ne olduğunu anlayamadan hastanede yattım. Ancak 3-4 ay sonra kendime gelmeye başladım. Doktora ‘Nerdeyim?’ diye sorduğumu hatırlıyorum sadece. Kendime geldiğim zamanda her yerim sarılıydı” dedi.

“Ameliyatta 5 Saat Boyunca ‘Hu Allah’ Diye İnlemişim”

Hastanede yattığı süre içerisinde bilincinin tam olarak açık olmadığını anlatan Bozkurt, “Bilincimin geldiği anlarda doktorumun bana “Bundan sonra kötürüm olarak yaşayabilirsin, her şeye hazırlıklı ol” dediğini hatırlıyorum” diye konuştu. Yaklaşık 3 yıl boyunca hastanede yatan Bozkurt, sağlığına tekrar kavuşmaktan hiçbir zaman ümidini kesmediğini söyledi. Bozkurt, “Allah’a tevekkül ediyordum. Doktorumun beni en kötüye hazırlamasına rağmen iyileşeceğime olan inancımı hiçbir zaman kaybetmedim” şeklinde konuştu.

Hastanede kaldığı süre içerisinde 90 kez ameliyat geçiren Bozkurt son ameliyatı sonrasında yaşadıklarını şu şekilde anlattı; “Son ameliyattan çıktıktan sonra ayılınca doktorum yanıma geldi. Nasıl hissettiğimi sorduktan sonra bana ameliyat boyunca 5 saat ‘Hu Allah’ diyerek inlediğimi söyledi ve bunun ne demek olduğunu sordu. Tabii, Alman doktor nerden bilecek bunları… Ben de ona ‘Bu Allah’ın ismi, ben inançlı bir insanım. Her an iyileşmek için O’na yalvarıyorum. Ameliyat esnasında narkozun etkisinde olduğunu ve hiçbir şey hatırlamıyorum’ dedim”

“Hasta Halimde Evde Tek Başıma Yaşadım”

Almanya’da olduğu yıllar içerisinde Türkiye’deki yakınları kaybettiği için bir başına hayatını devam ettirmeye çalıştığını anlatan Bozkurt, kaza geçirdikten sonra ise yalnızlığının daha da ağır geldiğini söyledi. Bozkurt, “ Son ameliyatımdan bir süre sonra beni daha fazla hastanede tutamayacaklarını söylediler. Ben de onlardan beni ambulansla evime bırakmalarını rica ettim. Tabi evde kimsem yoktu. O andan itibaren hasta halime rağmen bir başımaydım. Bu arada, ara sıra bilincimi kaybediyordum. Hastaneden eve geldikten sonra 3 gün boyunca tam olarak hareket edemediğim için yemek yiyemedim hatta affedersiniz tuvalete dahi gidemedim. Daha sonra bilincimin açık olduğu bir an zorla da olsa Müslüm adında bir tanışıma telefon açtım. Durumu anlattım. Yanıma geldiğinde sürüne sürüne ona kapıyı açtım. Sağ olsun, bana yardım etti, yemeğimi yaptı. Hayatımın en zor dönemini de bu şekilde atlattım” dedi.

“Hayatımın Aşkını Fas’ta Buldum”

2008 yılında ise bir arkadaşının davetiyle Fas’a giden Bozkurt, orada ‘hayatının anlamı’ olarak çağırdığı eşi Latife hanımla tanıştı. Bozkurt, Latife Hanımla tanışma hikayesini anlatırken “İlk olarak onu sevdiğimi söylediğim zaman beni reddetti ve beni kardeşi olarak gördüğünü söyledi. Bir an yıkıldım ama ısrar ettim. 1-2 görüşmemizden sonra O da benim duygularıma karşı kayıtsız kalamadı. Fas’tan Almanya’ya döndükten sonra da görüşmeyi bırakmadım. Evlenmek istediğimi söyledi ve o da kabul etti” diye konuştu.

Evlenme süreçleri boyunca Fas ile Almanya arasındaki diplomatik süreçlerin ağır ilerlemesini sabırla beklediklerini söyleyen Bozkurt, “Latife Hanımın Almanya’da oturma işlemlerini hallettikten sonra dünyalar benim oldu. Hayatım eşimle beraber güzelleşti” şeklinde konuştu.

“Eşim Sağlığına Hayati Akbaş Vesilesiyle Kavuştu”

Eşi için her şeyi yapabileceğini söyleyen Bozkurt, eşinin fazla kilolarından dolayı bazı sıkıntılar yaşamaya başlamasından sonra tedavisi için bir yol aramaya koyulduğundan bahsetti. Emekli olduğu için gelirlerinin eşinin tedavisini karşılamadığını anlatan Bozkurt, “Eşim için elimden gelen her şeyi yaparım. O’nun için sokaklarda pet şişe toplayarak sattım. Sadece O’nun sağlığına kavuşması için. Benim hastalığımın bir önemi yoktu” dedi.

Bozkurt, eşinin tedavisi için Almanya’dan Samsun’a geliş hikayelerini ise şu şekilde anlattı; “Bir gün evde televizyon izlerken Dr. Hayati Akbaş’a denk geldim. Bir süre dinledikten sonra hanımımı çağırdım ve ‘İşte seni sağlığına kavuşturacak doktor bu’ dedim. Hayati Hocamın daha televizyondan samimiyetini ve enerjisini hissettim. Samsun’u arayarak ne yapmamız gerektiğini ve durumumuzu anlattık. Bize her türlü kolaylığı sağladılar. Samsun’da -görüyorsunuz- çok sıcak şekilde bizi ağırladılar ve kendimizi evimizde gibi hissettirdiler. Eşim, Hayati Hocam vesilesiyle sağlığına kavuştu”

Yasir BABA

Son Güncelleme: 23.05.2017 14:17
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.