Yolculuk yapmak, varmaktan daha güzel değil mi? 
Bu çoğu durumu açıklıyor aslında. İstediğine ulaştığında mutlu olmamanın nedeninin; aslında onu o kadar da istemediğini, fakat seni cezbedenin aslında o istediğin şey uğruna sarfettiğin çaba olduğunu anlıyorsun...

Sonucunda ‘mutlu’ olacağın şey, onun istediğin şey olduğu anlamına gelmiyor.

Ki mutluluk zaten böyle bir ölçüt değildir.

Tüm güzel şeylerin de sonu mutlu bitmiyor öyle değil mi...


 Mutluluk kalkış ve varış noktası olan bir istikamet değildir. Mutluluk bir yolculuk halidir, yolda olmaktır...


 ‘Ben bu işi yapınca mutlu olacağım’ yanlış. Seni sonuca götüren her bir olgunun 'yolculuğudur seni mutlu eden...


İnsan kendi mutsuzluğunu nasıl mı yaratır?

Sonuca ulaştığımda daha mutlu olacağım umuduyla yolculuğun tadına varamazsın. An'ı unutup yolun bitimine odaklanırsın ve yoldaki asıl güzellikleri kaçırırsın. Ne acı...


 Şöyle ki, sağlıklı olduğunda sağlıklı olduğunun farkında olmazsın.

“Aa midem ağrımıyor yaşasın” demezsin mesela.

Ancak hasta olduğunda bu durumun farkında olursun. Midenin ağrısı geçtiğinde bir oh çekersin ve sağlıklı olmanın kıymetini anlayıp (anlık) sonra tekrar o farkında olmayan haline dönersin.

Aynı şekilde mutlu olduğunda da mutlu olduğunun farkında olmazsın.

Annenle yaptığın rutin sabah kahvaltılarının seni mutlu ettiğini düşünmezsin.

Ne zaman ki anneni bir cenaze arabası gelip alır evinin önünden...

Ertesi gün aslında annenle mutluluğa dair ne büyük bir eylem gerçekleştirdiğinin farkına varırsın...

Maziye bakıp da ne güzel günlermiş diye iç geçirmemiz de mutlu olduğumuzun sonradan farkına varmamızın bir göstergesi...

Biz hep somut veriler görmek istiyoruz elimizde. Birinin yaptığı ve sonucunda mutlu olduğu olayları kendimize uyarlıyoruz.

Sonuç; hüsran... 


Birinin bize 'bak bunu böyle yaparsan çok mutlu olursun' demesini bekliyoruz. Yapıyoruz ve mutlu olmuyoruz.

Sonuç; yine hüsran. 

Neden mi hüsran?
Çünkü mutluluk sadece sizin elinizde yeşerecek bir çiçek. Siz onu başkasının koparıp size vermesini bekliyorsunuz.

Sonra da solmuş çiçekleri görünce mutlu olmuyorsunuz.
Eğer istediğiniz renkte, capcanlı ve mis kokulu çiçeklere sahip olmak istiyorsanız onları başkasının eline bırakmayın.

İlk önce fidan ekin, sonra düzenli sulayın, güneşe çıkartın ve çiçeklerinizin açmasını seyredin.

Mutluluk; birinci aşamadan itibaren başlar.

Mutlu olmak için çiçeklerin açmasını beklemeyin.

Fidanı ekerken mutlu olmanın tadını çıkarın.

Farkına varın, an'ın...
Çünkü yolculuk yapmak, varmaktan daha güzel...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.