Saha içi ve saha dışında yaşanan bu kaosun ortasında, gelecek için çok önemli, hatta kırılma noktası olabilecek bir maça çıktık.. Maçtan iki gün önceki kemik taraftarlarının tesislerde ki; sadece armaya ve topçulara olan lehte tezahüratları, topçuların bir an bile olsa birbirlerine kenetlenmelerine neden oldu sanırım. 

Bu maçta tüm şehrin istediği sadece üç puandı. Topçu iyi oynamış, hoca takımı iyi hazırlamış, sistemi yeniden kurmuş, taktiğini değiştirmiş, hepsi boş işti bu hafta, gerekli olan sadece üç puan....


 
Gerçekten de aynen böyle oldu doksan dakika. Teknik ekibin,  sadece onbirin  belirlenmesinde etkili olduğu bu karşılaşmada, ne bir sistem ne de bir oyun kurgusu vardı saha içinde. Var olan sadece topçuların kendilerine güvenleri, istekleri, hırsları, savaşmaları.

Futbol meleklerinin bir kez daha yanımızda olduğu bu hafta, Muhammet Beşir’i gördük tanıdık ve ayakta alkışladık oyundan çıkarken... Sezon başından bu yana hiç hatırlamıyorum bir topçuyu ayakta alkışladığımı.  Ve bir kez daha ah!! çektim Engin hocaya..

Tamamen doğaçlama top oynadığımız bu hafta, Samaras; Ben oynaya oynaya açılırım der gibiydi. Kaleci Sifakis ile birlikte bu takımda kalmayı hak eden Samaras'a,  bu şehir sahip çıkacağa benziyor.

Umarım,  bu haftaki Ümraniye maçına  kart cezalısı olan Hasan hariç , aynı kadroyla çıkma becerisini gösterir sayın hocam Engin İPEKOĞLU..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner362