banner385

Burakcan KAZAN

            1 Haziran itibarıyla koronavirüs sürecinde artık normalleşme adımları atılmaya başlandı ve eski normale dönüş süreci hızlandı. Normalleşme süreciyle birlikte Haziran ayının ilk 16 gününde 17 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Bu cinayetler 2020 yılının en yüksek sayısı olduğu belirtildi. Bu duruma sebep olarak pandemi süreciyle beraber artan ekonomik ve psikolojik sıkıntıları da göz önünde bulundurmak önemli. Bu süreçten önce de kadına şiddet çok büyük bir problemken içinde yaşadığımız olağanüstü koşullardan yine en çok kadınların etkilendiğini söylemek mümkün.

            2011 yılında 121, 2012 yılında 210, 2013 yılında 237, 2014 yılında 294, 2015 yılında 303, 2016 yılında 328, 2017 yılında 409, 2018 yılında 440 ve 2019 yılında ise 474 kadın cinayeti kayıtlara geçti. Bu verilere göre 2011 yılı, son 10 yılda kadın cinayetlerinin en az işlendiği yıl olarak kayda geçmiştir. Bunun nedeni 2011 yılında hükümetin kadına karşı şiddetle mücadelede gösterdiği kararlılık ve o dönem Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair 6284 sayılı yasa için hazırlıklar yapması ve bu konunun sürekli olarak kamuoyunda gündeme gelmesinin etkisinin olmasıdır.

            Kadın örgütlerinin yıllarca süren mücadelesi sonucu 8 Mart 2012 yılında yürürlüğe giren bu yasa, şiddet uygulayanlara uzaklaştırma, yakın koruma gibi birçok tedbiri düzenleyen ayrıca kadınları maddi olarak güçlendirmekten kimlik değiştirmeye kadar birçok şey içerisinde barındırmaktadır.

            Fakat kadın örgütlerinin yaptıkları çalışmalar bizlere şunu göstermektedir; yasalar hâla etkin bir şekilde uygulanmamaktadır. Ayrıca mevcut yasaların hayata geçirilmemesi, kadına karşı şiddeti önlemeyi amaçlayan İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasanın etkin uygulanmaması ile işlenen kadın cinayetleri arasında doğrudan bir bağ var. Kadın örgütlerine göre, eğer mevcut yasalar etkin bir şekilde uygulansaydı, bugün birçok kadın hayatta olabilirdi.

            Peki ne yapılması gerekiyor? Ülkemizde maalesef bir cinayet ile ayaklanıp daha sonra genelgeler yayınlayarak kadın cinayetlerinin önüne geçmeye çalışılıyor ki bu asla kalıcı bir çözüm getirmez. Aynı zamanda cinayet işleyenlere mahkemede sadece kravat takıyor diye "iyi hal indirimi"  gibi  katile verilen cezanın caydırıcılığını yitirmesine sebep olan tutumlardan derhal vazgeçilmeli. Aynı zamanda sadece toplumun öfkesini dindirmek için idam dile getirilmemeli. Devlet, toplumdaki şiddeti önlemek için sorunu bir bütün olarak ele alıp güçlü bir politik irade göstermelidir.

            Ülkemizi ölümü ile yasa boğan Özgecan Aslan bir daha geri gelmeyecek ya da kızının gözleri önünde boğazı kesilen Emine Bulut da. Ancak kadın cinayetleri çözülemez bir problem olmayıp sadece toplum bilincinin yükselmesi ile çözüme kavuşması mümkündür.

İletişim: burakcankazan@gmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
lemars 2020-06-25 18:42:44

Teşekkür ederim güzel yazı.

Avatar
Uğur Suat Gülgün 2020-06-25 18:48:58

Eğitim ailede başlasın saygı bilincimiz artsın...

Avatar
Gülseren Yılmaz 2020-06-25 22:36:40

Çok güzel vurgulanmış yazı beyfendi tebrik ederim

Avatar
Gülseren 2020-06-25 22:37:51

Tebrikler güzel bir yazı