Nüfusunun yarısını vebada kaybetmiş  
Göçlerle, savaşlarla, istilalarla, kıtlıklarla, bulaşıcı hastalıklarla boğuşmuş, 
Krallara teba, beylere maraba, din adamlarına kul köle olmuş köylülerin, kentlilerin yaşadığı yeni yetme burjuvaların boy göstermeye başladığı bin yedi yüzlü yılların Avrupasındayız…

Tıkanan, çare üretemeyen soyluların, kilisenin, kralların yanında çare olmaya, ışık olmaya başlayan kentlerin, kentlilerin serpildiği, 
Bacalarından duman çıkartan fabrikaların çatısı altında bir araya gelen işçilerin -işverenlerin ortaya çıktığı,


Yeni-hızlı-çok-ucuz üretimin yeni hayatlara, yeni dünyalara, yeni umutlara ve yeni savaşlara davetiye çıkardığı bin yedi yüzlü yılların yeni yüzyıla ulaştığı zamanların Avrupasındayız…


Yeni hayatlara, yeni arayışlara, yeni meraklara, yeni düşüncelere kapı araladığı zamanların Avrupasındayız.

Batı başkentlerinde kraliyet akademilerinin, bilim akademilerinin açıldığı, arayan-soran, aykırı düşünen insanların ilgi gördüğü, doğanın sırlarına erişme yarışının, doğanın üç temel sırrını çözmenin peşine düşüldüğü, 


KATILARIN-SIVILARIN ve İNSANIN en büyük MERAK konusu olduğu zamanların Avrupasındayız…

Sayıların, matematiğin ve denklemlerin havada uçuştuğu, matematiğin sayıların ve denklemlerin şiire dönüştüğü günlerin Avrupasındayız.

Kralların, işverenlerin hatta kiliselerin büyük bir kısmının, bilimi ve bilimi iş edinebilecekleri özendirdiği desteklediği zamanların Avrupasındayız…

Kralların başka ülkelerdeki gelecek vadeden gençlere mektupla davetiyeler gönderdikleri, 'Gel benim ülkemde matematik dersi ver” diye yalvar yakar oldukları, ölen bilginlerin cenazelerinin, kralların, lordların, kontların omuzlarında taşındığı, krallara ayrılmış manastırlara gömüldüğü zamanların Avrupasındayız. 

Sanayileşmenin, modernizmin ve bugünlere erişecek yolların döşendiği Avrupadayız. Günlük yaşantımızı kalıcı olarak değiştiren keşiflerin, deneylerle doğrulandıktan sonra formüllere döküldüğü,
Elektrikten uçaklara, nükleer bombadan insanın aya ayak basmasına, yer çekiminden göklerin keşfine uzanıldığı... Hayatın ve ölümün şifrelerinin peşine düşüldüğü yıllardaki Avrupadayız…

Isaac Nevvton’dan, Daniel Bernoulli’ye, Michael Faraday’dan Rudolf Clausiusa... Ve Albert Einstein’e uzanan ve dünyayı değiştirecek beş denkleme ulaşmayı başaracakların hikayesinin nefes kestiği zamanın Avrupasındayız...

Dindarından atölyedeki çırağa, yoksulundan burjuvasına yüzlerce insanın binlerce deneyle sınayarak ulaştıkları gerçeklerin arkasındaki emeğe selam olsun...
İnadın merakın ve arayışın zaferine selam olsun…


Bir yandan bugünkü uygarlığın insanlığın ortak ürünü olduğunu, öte yandan bugün ki uygarlıkta ne kadar payımızın olduğunu ya da olmadığını gördüm. 
Birbirimize ve Dünya’ya hava atmadan önce gerçeklerimizi görmeye o kadar çok mecburuz ki…
Bu kitabı çok sevdim… 


Kendi hatırınız için bulun, buluşturun ve okuyun…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner145