Bağırmak Kolay, Samsunspor’u Taşımak Zor

Samsunspor bugün yalnızca puan kaybetmiyor; asıl kaybettiği şey sükûnet. Sahadaki sonuçlardan daha tehlikelisi, kulüp çevresinde ve tribünlerde giderek büyüyen sabırsızlık. Bu şehir futbolu duyguyla sever, bunda sorun yok. Sorun, duyguların aklın önüne geçtiği her anda Samsunspor’un bedel ödemesidir. Tarih bunun örnekleriyle dolu.

Abone Ol

Ancak mesele sadece tribün tepkisi de değil. Sahadaki tabloyu doğuran nedenleri doğru yerden konuşmak gerekiyor.

Dört aydır Afonso Sousa ve Coulibaly’nin, iki aydır Emre Kılınç’ın sahadan uzak kalması artık “şanssızlık” başlığı altında geçiştirilemez. Bu tablo, Samsunspor’da sakatlık yönetiminin ve antrenman planlamasının ciddi şekilde sorgulanmasını gerektiriyor. Üstelik kulübün daha önce yaptığı “oyuncular sakatlanmadan önce bunu tespit edebiliyoruz, yapay zekâ destekli sistemler kullanıyoruz” açıklaması hâlâ hafızalarda. Madem öyle, bu kadar uzun süreli sakatlıklar neden yaşanıyor? Oyuncuların yüklemesi mi yanlış, antrenman temposu mu hatalı, yoksa bu sistem sahada karşılığını mı bulmuyor? Bu sorulara cevap verilmeden yaşanan her sakatlık, soru işaretlerini büyütüyor.

Saha içindeki tercihlerin de bu tablodan bağımsız olmadığı ortada. Ntcham, Holse ve Thomasson’un bir var bir yok performansları sürerken hâlâ Soner Gönül’le yola devam edilmesi, 35 yaşındaki Zeki Yavru’nun tüm duran topları kullanması yalnızca “formsuzluk”la açıklanamaz. Bunlar, sezon planlaması ve kadro yönetimiyle doğrudan ilgilidir. Celil’in 45 gün hak mahrumiyetiyle takımdan kopması, Musaba’nın henüz tam katkı veremeden zorunlu şekilde Fenerbahçe transferi süreci de bu zincirin halkalarıdır. Büyük hedefi olan kulüpler, bu süreçleri büyük kulüp ciddiyetiyle yönetir.

Saha dışı tablo ise en az saha içi kadar sorunlu.

Sezon başında bilet sisteminde yapılan değişiklik, tribünle kulüp arasına mesafe koydu. Bu süreç doğru yönetilemedi. Ardından gelen “makyajlı taraftar” polemiği ise gereksiz bir kırılma yarattı. Açık konuşmak gerekir: Samsunspor taraftarı süs değildir, dekor hiç değildir. O tribün bu kulübün sesi, hafızası ve omurgasıdır. Taraftarı küçümseyen her ifade, Samsunspor’un hanesine yazılan bir hatadır.

Ama madalyonun diğer yüzünü görmezden gelmek de kolaycılıktır.

Her kötü sonuçtan sonra kulübü yangın yerine çevirmenin, her hafta yeni bir kriz üretmenin Samsunspor’a kazandırdığı tek bir şey yok. Bu şehir geçmişte bunu defalarca yaşadı. Kaosla başarı gelmez; sadece yorgunluk gelir. Sabırsızlık, rakiplerin en büyük müttefikidir.

Bugün Samsunspor ligde 7. sırada. Avrupa Konferans Ligi’nde play-off oynuyor. Türkiye Kupası’nda yoluna kayıpsız devam ediyor. Devre arasında dört transfer yapılmış, iki takviye daha yolda. Bu tablo “dağılan takım” tablosu değil; doğru yönetilirse büyüyen bir takımın işaretidir.

Herkes şunu net şekilde bilsin:
Bu sezon hedeflere ulaşılamazsa sebebi ne hakemler olacak ne de rakipler. En büyük sebep, Samsunspor’un kendi içinde verdiği mücadele olacaktır.

Eleştiri olacak, olmalı. Ama yıkıcı değil, yol gösterici.
Destek olacak, olmalı. Ama körü körüne değil, bilinçli.

Sezon sonunda herkes konuşur, herkes hesabını sorar. Ama sezon devam ederken yapılan her iç kavga, bu takıma değil, rakiplere yarar.

Son söz net:
Samsunspor’u gerçekten sevenler bugün bağırmaz; duruş koyar.