Dostlarla sohbet, şiir kitapları, tıp dünyası, sağlık politikaları, emek dünyası, kitaplar, kızımın dersleri geçiriyoruz hayatı. Evdeki kitaplar, yazılan makaleler çoğaldıkça bir düzenleme ihtiyacı duymuyor değil yaşam....

Eskiler bilir.

Etrafımızda bir çocuk felci nedeniyle sakat kalmış arkadaşlarımız ve tanıdıklarımız vardı. Şimdi onlar 40-50 yaşında..

Bu ülkede o beğenmediğimiz sağlık ocaklarında yapılan aşılarla Çiçek hastalığı ve çocuk felci hastalığı yok edildi.

Son zamanlarda aşıyı red eden bir anlayış hızla rağbet görmeye başladı. Bu anlayış toplum sağlığı için tehdit noktasına gelmiştir. Türkiye'de çocuklarına aşı yaptırmayan aile sayısı 23 bini geçmiştir.

Bu bireysel özgürlük sorunu değildir. Aşı yapılmamış bir çocuk, hasta olduğunda bin çocuktur.

Bu konuda, Sağlık Bakanlığı Bağışıklama Danışma Kurulu üyesi Prof. Dr. Mehmet Ceyhan:

''Özellikle çocukluk çağı aşılarında ciddi sıkıntı yaşamaya başladık. 2017 yılında 23 bin kişi çocuğuna aşı yapılmasını reddetti. Bu aşılar arasında kızamık, kızamıkçık, kabakulak, difteri, boğmaca, çocuk felci, menenjit aşıları bulunuyor. Aşıyı reddedenlerin sayısı 50 bine çıkarsa Türkiye'de ciddi bir kızamık salgını meydana gelebilir. Bu sayıya ulaşmak da bu gidişle hiç de zor değil. 2011'de aşı reddi 183'ken, 2013'te 980, 2015'te 5 bin 400, 2016'da 12 bin oldu. Yani insanlar aşı konusunda yalan yanlış konuşmaya devam ederlerse, rakam katlanarak artacak, karşımıza salgın olarak çıkacak'' diyor.

Sayın Bakanımızda:

"Aşıyı reddetmek yanlış bir şey. Aşıyı reddetmek sadece kişinin kendisini ilgilendiren bir husus değildir. Bu, çocuğun karşılaşacağı hastalıkları topluma tekrar bulaştırma ihtimali var. Dolayısıyla, aşı reddi konusunu bizim, medyanın, bilim çevrelerinin hep birlikte ele vererek, bu konuda toplumu bilinçlendirmemiz gerekiyor" diyor.

Aşı konusunda Samsun'da son durum nedir bilmiyorum. Ama bu kentin aşı konusunda deneyimli ve bilinçli 1. Basamak sağlık ekibinin olduğunu biliyorum.

Samsun'da aşıyı red eden aile sayısı nedir?

Bu konuda hangi çalışmalar yapılıyor?

Hekim örgütünün de yaptığı çalışmaları önemsememiz gerekiyor:

Koruyucu sağlık hizmetleri içinde insanlık tarihinin en büyük kazanımlarından birisi olan "aşı" konusunda yürütülen tartışmaları kaygı ile izlemekteyiz. Bu tablonun üzerinde popülist bir şekilde, meslek ilkelerini hiçe sayan, toplum sağlığına karşı sorumsuzca açıklamalar yapılması, aşılar konusundaki haksız ve yersiz bir tartışmaya yol açmaktadır.

Aşılar ile ilgili yürütülen tartışmalar, bilimsel bir zemine sahip olmadığı gibi, insan sağlığı açısından bütüncül yaklaşımı da göz ardı etmektedir.

Geçtiğimiz dönem aşılardaki cıva, alüminyum gibi koruyucu maddeler ile otizm arasındaki ilişki çokça dile getirilmesine karşın, bilimsel olarak böyle bir ilişkinin olmadığı artık çok açık ve nettir.

Aşılar ve otizm arasında ilişki olduğunu iddia eden ve tüm bu tartışmalarda kaynak olarak gösterilen 12 vakada yapılan bir çalışma, yayımlandığı dergi tarafından "etik dışı uygulamalar ve sonuçların çarptırılması" nedeniyle yayından kaldırılmıştır .

Aşının insanlığa sağladığı yararından çok bilimsel olmayan söylemlerle zararlarını ön plana çıkarmaya çalışanlara, günümüzde artan çevre kirliliğinin insan sağlığı için daha büyük bir tehdit oluşturduğunu hatırlatmakta fayda görüyoruz.

Yani başımızda her dakika milyonlarca metreküp cıva, kurşun, alüminyum ve diğer pek çok kimyasal maddeyi yayan sanayi bacalarını, market raflarında gıda olarak tükettiğimiz ürünleri saran renkli, gösterişli paketlerin içerdiği alüminyum miktarlarını, bugün hemen her sokakta kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılan ve/veya yapılan inşaatlardan havaya karışan tozları görmezden gelerek, halkın sağlığı için en önemli araçlarımızdan biri olan aşıların içindeki alüminyuma işaret etmek, bu ülkenin insanlarına ve gelecek nesillere yapılan bir haksızlıktır.

Hekimler hastalarını bilgilendirirken, verdikleri bilginin bilimsel dayanaklarından emin olmalıdır. Eksik ya da hatalı bir bilgilenmenin yaratacağı sonuçların sorumluluğu da kendilerine aittir. Toplumun aşı ile ilgili sorularına akılcı yanıtlar üretmek, bu yanıtları en güncel bilimsel birikime dayandırmak ve bu şekilde varolan bilgi kirliliğini ortadan kaldırmak hekimlerin toplumsal sorumluluğudur.

Bilimsel araştırmalar gösteriyor ki bir ülkede bağışıklama hizmetleri iyi yürütülmezse o ülkede erken ölümler artar, ortalama yaşam süresi kısalır. Bebekliğinde kızamıktan, doğumda ya da fabrikada çalışırken tetanozdan, yaşlılığında gripten ve buna bağlı zatürrüeden ölen insan sayısı artar. Aşılama hizmetlerinin toplum sağlığı açısından değerini çok iyi bilen birinci basamak sağlık çalışanları, aşıya karşı oluşan bu direnç karşısında hekimlik uygulamaları açısından zorluklar yaşamaktadırlar.

Evet tablo bu.

Çocuk Doktoru Ceyhun Atuf Kansu'nun 'Kızamık Ağıdı' şiirinden bir kaç dize ile bitirelim:

...Ben gördüm bu köyü, damların altında,

Çocukları kızamık döküyor.

Gözleri, göğüsleri, yüzleri, ah bırakılmış tarla,

Gelincikler arasından öyle masum bakıyor.

Habersiz hepsi kızamıktan ve ölümden,

Kirli yüzlerinde açan ölümden habersiz,

Ve düşmüş bir gül oluyorlar birden,

Bebekler ölüveriyorlar, ölümden habersiz...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bayram Ali YANIK 2018-05-16 01:31:43

Benim doktorum sağlıkla ilgili bir açıklamada bulunuyor ise tartışmasız açıklamasına uyulur. Yoruma gerek yok.

Avatar
Muhammet USTA 2018-05-18 11:46:10

Sonuna kadar katılıyorum doktor bey, maalesef aşı konusunda her geçen gün özgürlük adına gerileme olmaktadır. Her şeyin başı sağlık

Avatar
Rıza Kuşcu 2018-09-18 11:31:02

Emeğine -kalemine sağlık Cem Bey

banner177

banner148