Samsun Haber | Samsun Son Dakika Haberleri | Samsunspor

Samsunlu güzel sanatçıyla çok özel röportaj

Özel Haber

15 yıldır Samsun’da pek çok mekanda sahne alan, katıldığı O Ses Türkiye yarışmasıyla popülerliğini daha da artıran sesi kadar güzelliği ile de dikkatleri üzerine toplayan bir isim: Cansu Çebi...

Samsun haber - Çocuk yaştan itibaren belediye konservatuarlarında müzik eğitimi almaya başlayan Samsunlu güzel sanatçı, daha 15 yaşında annesinin çalıştığı restoranda sahneye çıkmaya başlıyor. İlk zamanlar emek harcayıp onun karşılığını azda olsa almak gurur verici bir durumken, bir süre sonra fizyolojik ve psikolojik anlamda hastalıklarının ortaya çıkmasıyla sömürüldüğümü anlayan Cansu, emeğinin karşılığı alabilmek adına müzik yarışmalarına katılmaya karar veriyor. ‘Bir süre sonra unutuluyorsunuz ama yarışmaların ekmeğini yedim.’ diyen Cansu Çebi ile bu yarışmalar, hayalleri ve Samsun’a dair keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Türkiye’de düzenlenen ses yarışmaları hakkında neler düşünüyorsunuz, O Ses Türkiye yarışmasını kazananlara baktığınızda gerçekten de sesleriyle bu birincilikleri kazandıklarını düşünüyor musunuz? 

O Ses Türkiye’de çeyrek finale kadar yükseldim. Kapışma adlı yarışma olmak üzere birçok yarışmaya katıldım. Ben bu tarz yarışmaların müzikaliteye çok önem verdiğini düşünmüyorum. Bu yarışmalara katılma amacım kazandığım parayı 4’e ya da 5’e katlamaktı. Senelerdir sahneye çıkıyorum ve hani belli bir para kazanıyordum ama bu beni tatmin etmiyordu. Televizyonun insanlar üzerindeki etkisi çok büyük. Ben her zaman arabesk söyleyip şampanya patlattıran bir solist olmadığım için çok büyük paralar kazanmadım. Bunu arttırabilmek adına bu yarışmaya katılmak istedim. Normalde hiç onayladığım durumlar değildi. Biraz çevremin de baskısıyla oldu. Ben ekranda görünerek reyting yaptım. Amacıma ulaştım. Televizyonu bu anlamda kullandım. 


Bir kadın olarak alkollü mekanlarda sahne alıyorsunuz, illaki birçok zorluklarla karşılaşmışsınızdır. Samsun’un eğlence hayatını nasıl değerlendiriyorsunuz. Başınıza gelen ilginç bir olay oldu mu?

Ben bu işe çok küçük yaşta başladım. 15 yaşımdaydım ve o zamanlar benim için bir eğlenceydi. Kazandığım paranın küçüklüğü ile ilgilenmiyordum. Ama sonrasında sömürüldüğümü fark ettim. Ben saatlerce sahnede kaldım. Yeri geliyor bir kadın olduğum için kötü gözle bakılıyor. Bir gün sahnede şarkılarımı söylerken bir bey, beni yanına çağırıp içki ikram etmek istedi. Ben de gitmek istemeyince sinirlenip şiddet uygulamaya kalktı. Tabletimi yere attı. Aslında bizim sahnede de güvenliğimiz yok. Yeri geliyor bir kadın olduğum için kötü gözle bakılıyor. O süreçte fark ediyorum ve o ortamları görüyorum. Bana karşı olan tavırları görüyorum. İster istemez insanlarla arama bir duvar örüyorum. Ben sahnede hiçbir zaman rahat görünemem. Sürekli gülen bir insanımdır ama konuşamam. Sonrasında fark ettim bu benim için koruma mekanizması. İtici değilim ama çokta çekici değilim onun için. Ben çünkü daha çok insanların benimle ya da onlarla muhabbet etmem için değil de yaptığım müziği sevdikleri için benim karşımda olmalarını istiyorum. 

O süreçte fark ediyorum ve o ortamları görüyorum. Bana karşı olan tavırları görüyorum. İster istemez insanlarla arama bir duvar örüyorum. Ben sahnede hiçbir zaman rahat görünemem. Sürekli gülen bir insanımdır ama konuşamam. Sonrasında fark ettim bu benim için koruma mekanizması. İtici değilim ama çokta çekici değilim onun için. Ben çünkü daha çok insanların benimle ya da onlarla muhabbet etmem için değil de yaptığım müziği sevdikleri için benim karşımda olmalarını istiyorum. 


Pavyon kültürü çok fazla

İnsanlar çok fazla eğlence ortamlarına çok fazla gidemiyor. Belki maddi belki manevi durumlarıyla alakalıdır. Bizim insanımız müzikaliteye hiç önem vermiyor. Ama asıl amaç müzik dinlemek değil. Kurt dökmek ya da melankoliye bağlayıp arabesk dinleyip kadın soliste şampanya açtırmak. Samsun en başından beri böyleydi. Karadeniz tutucu bir yer zaten. Ben giydiklerime kadar pek çok şeye dikkat etmeye çalışıyorum. Sahneden insanlarla göz teması kurmak çok önemli ama artık korkmaya başladım, çünkü yanlış anlayabilir mi diye düşünüyorum. Yaşadığım çok az sıkıntı oldu o da her konuda seçici olduğum için. Özellikle mekan konusunda çok seçiciyim ve bunun artısı olduğunu düşünüyorum. Bizim can güvenliğimiz de yok. Karadeniz Bölgesinde pavyon kültürü çok fazla var. Bar adı altında modern pavyonlar var. Mümkün mertebede kurumsal yerleri tercih etmeye çalıştım. İşletmeciler her zaman daha fazlasını kazanmak istiyor. Bu durum bizim için dezavantaj çünkü bizi müzik kutusu olarak görüyorlar. Sahneye çıkan kadın kötüdür izlenimi var. Ben bunları göze alıp bu işe girdim. Hiç hak etmediğim şeyleri yaşadım. Kadın olmak her anlamda zor. Aslında sadece erkeklerden değil kadınlardan da çok kötülük gördüm. Başarılı insana taş atmak en büyük keyifleri ve insanlar kötülük yapmaktan kaçmıyor. Kadın olmak güzel ama bir o kadar da zor.

Samsun’da işinizi yapacağınızın yerler kısıtlı olduğunu belirttiniz. Neden büyük şehirlerde şansınızı denemiyorsunuz?


Ben her zaman yaşayabileceğim kadarını kazansam bana yeterli dedim. O yüzden Samsun’da da bir şekilde çalıştım. Ama bir yere kadar. Geçen sene İzmir’de şansımı denedim. Baktım ki İzmir’de de zorlanıyorum. Bu Türkiye şartlarında insanlar göbek atmayı çok seviyorlar ya da melankoli yapmayı seviyorlar. İzmir gözümüzde büyük bir yer, ama öyle olmadığını gördüm. Samsun’a geri döndüm ve özel davetlere giderek hayatımı idam ettirmeye çalıştım. Ama yaz bitti, kış döneminde bir mekanda çalışmam gerekiyor ve şu anda bana göre çalışacak herhangi bir yer olmadığından çalışamıyorum. Bir de müzisyen arkadaşlarımız piyasayı çok düşürüyorlar. Çok küçük paralara çalışıyorlar ve bizim için çok büyük bir dezavantaj. O yüzden Samsun’da çalışmamaya karar verdim. Yakın bir zamanda İstanbul’a gideceğim. Orada alternatif çok fazla çünkü olayın merkezi orada. Denemek istiyorum, çünkü mücadeleyi çok seviyorum. 

Farklı bir iş yapmayı düşündünüz mü?

Aslında düşündüm çünkü bu şekilde bir ömür geçirmek çok zor. Sırf insanların istediği gibi bir solist olmadığım için çalışamadım ve para kazanamadım. Çok uzun süre işsiz kaldım. Ama yine de çizgimden çıkmadım. Kendimi garantiye alabileceğim bir mesleğim olsun isterdim. Bunu hobi olarak yapmak isterdim. Şuan hayatımı sürdürebilmek için yaptığım bir meslek ve çok zor. Bu mesleğin hiçbir şekilde garantisi yok. Benim gibi seçici olan insanlar zorlanıyor. Düğünlere gidiyorum ve benim için çok zevkli olmuyor çünkü sadece para kazanmak için gidiyorum. Bu da bizim gibi insanları ortamdan uzaklaştırıyor. Tamamen para odaklı çalışmak bizi yıpratıyor. Aslında çok kötü bir durum.


Sahnede en çok mutlu olduğunuz an ne zamandı?


O Ses Türkiye’de çok güzel bir sahne, çok güzel bir ses sistemi ve harika bir orkestra ile birlikte o sahnede bulunmak çok büyük bir keyifti. Ben senelerdir sahneye çıkmamışım dedim. Kameralar bile umrumda değildi. Gerçekten orada çok büyük keyif aldım. Bireysel konserlerim oldu. Kendi repertuarımı belirlediğim, kendi sevdiğim şarkıları seslendiğim ve söylediğim her şarkıyı severek dinleyen bir seyircinin olduğu anlar oldu. O anlar evet gerçekten bu işi iyi ki yapıyorum dedim.

Bundan sonrası için planlarınız nelerdir?

Başka bir ülkede yine bizim şarkılarımızı tanıtabileceğim bir ortam olsa ve bunu başarabilsem çok sevinirim. 60’lar, 70’ler, 80’lerin parçalarını söylemeyi çok sevdiğim için neden o insanlara da sevdirmeyeyim dediğim anlar oldu. Hatta bir ara Norveç’e gitmek istedim ama dil konusu sıkıntı oldu. Hiçbir zaman çok büyük bir star olayım değil de en azından profesyonel anlamda bir şeyler bırakabileyim isterim.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.