Samsun Haber | Samsun Son Dakika Haberleri | Samsunspor

Milli Mücadele fikrinin olgunlaşma sürecinde Samsun

Özel Haber

Prof. Dr. Kaya Tuncer Çağlayan, Milli Mücadele fikrinin olgunlaşma sürecinde Samsun'u, Samsunhaber.com Dergisi'nde kaleme aldı.

Samsun haber - Samsun, Orta Karadeniz’in merkezinde yer alan önemli bir liman kentidir.  19.yy’ın ikinci yarısında Buharlı Gemilerin icadı ve kullanıma girmesi ile tarihi Sinop Limanı imtiyazlı konumunu Samsun’a kaptırmıştır. Samsun coğrafyasının sağladığı imkânlar neticesinde Tokat, Amasya, Çorum hatta daha güneyde yer alan şehirlerin ticari emtianın ithal ve ihraç limanı olmuştur. 


Birinci Dünya Savaşı nihayete erdiğinde Samsun, bölgenin hareketli şehirlerinin başında gelmektedir. Limanı ve Karadeniz’i İç Anadolu’ya bağlayan ulaşım avantajları, sadece ticarî faaliyetler açısından değil siyasî ve askerî faaliyetler açısından da dikkat çeken bir şehirdir Samsun. Özellikle Pontus Projesinin merkezinde yer alan Samsun, Pontusçuların üssü haline gelmiş, metropolitlik nezdinde sahiplenildiği gibi Bafra Nebyan Dağı ağırlıklı olmak üzere 40’ın üzerinde Rum Çetesi Türklerin canını yakmıştır. 


Osmanlı Devleti’nin imzaladığı Mondros Mütarekesi İtilaf Devletleri tarafından sistematik olarak istismar edilmiş, söz vermelerine rağmen başta İstanbul olmak üzere savaşta ele geçiremedikleri Anadolu’yu işgale girişmişlerdi. Musul-Halep çizgisi ile başlayan işgal Antep, Maraş, Urfa, Adana, Antalya, Konya, Muğla ve İzmir’le devam etmiş, Samsun’a da İngiltere 300 askerini teftiş amaçlı çıkarmıştır. Ülkenin üzerinde dolaşan karabulutlar henüz işgal edilmeyen ve Mondros Mütarekesi 24. Maddesinde yer alan Doğu Anadolu’nun Ermeni Devletine dönüşmesi çalışmaları, vatanperverleri kurtuluş çareleri aramaya sevk etmiştir. Mustafa Kemal Paşa tam da bu karanlık buhran döneminde Türk Milleti’nin aradığı kurtarıcı lider olarak temayüz edecektir. 


İktidarda bulunan Tevfik Paşa Kabinesi, İngiltere ve Fransa’nın baskılarına boyun eğerek, işgale maruz kalan bölgelerde direniş gösterme kararlılığı gösteren Ali İhsan Paşa, Yakup Şevki Paşa ve Mustafa Kemal Paşa gibi komutanlar görevden alınarak İstanbul’a çağrılmıştır. 13 Kasım 1918 İtilaf Donanmasının İstanbul’a demirlediği, aynı zamanda 4 yıl sonra bu gemileri İstanbul’u terke mecbur edecek Milli Mücadele Harekâtının lideri Mustafa Kemal Paşa’nın da geldiği gündür. Yaveri Cevat Abbas’a “Geldikleri gibi giderler” derken önce milletine, sonra kendisine duyduğu güvenini ifade etmektedir. 


Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’da 6 ay süren ikameti sırasında yaptığı çalışmalar öncelikle başkent merkezli bir çalışmanın başarılı olup olamayacağı üzerinedir. Trablusgarp’tan başlayarak Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşının başta Çanakkale olmak farklı cephelerinde silah arkadaşlığı yapan güvendiği komutanlarla yaptıkları değerlendirmelerde Milli Ruha sahip bir hükümet kurulması için çalışan Mustafa Kemal Paşa bunun mümkün olmayacağını görünce farklı bir arayışa girmiştir. Kazım Karabekir, Ali Fuat, Mersinli Cemal Paşalar, Albay Refet, İsmet ve Rauf Beyler gibi değerli vatanperverlerle yaptığı istişareler neticesinde “Anadolu Merkezli Milli Mücadele” fikri ağırlık kazanmıştır. Bu fikir doğrultusunda sistematik olarak Anadolu’ya geçen arkadaşlarını Mustafa Kemal Paşa izleyecektir. Kazım Karabekir Paşa Erzurum’a 15. Kolordu Komutanlığına,  Ali Fuat Paşa Ankara’ya 20. Kolordu Komutanlığına geçmiş, merkezi Konya’da olmak üzere Cemal Paşa 2. Ordu Müfettişi olarak Anadolu’ya gelecektir. 


Mustafa Kemal Paşa’nın kendisi de Anadolu’ya geçme fırsatını, Samsun’da Pontusçu eşkıyanın sebep olduğu asayişsizliği yerinde değerlendirip ortadan kaldırmak düşüncesi ile 9. Kolordu Kıtaatı Müfettişi sıfatıyla hükümet tarafından görevlendirilmesiyle elde edecektir. İstanbul’dan ayrılmadan önce Padişah Vahdeddin ve Erkan-ı Harbiye Riyasetine (Osmanlı Genelkurmayı) yaptığı veda ziyaretleri önem arz etmiştir. Bu ziyaretlerde Sultan Vahdeddin’in “şimdiye kadar yaptığın hizmetleri unut, esas bundan sonra yapacağın hizmet çok daha mühimdir” ifadesi milletin geleceğinde omuzlarına binen yükün ağırlığını göstermektedir. Genelkurmayda Fevzi Paşa ve Cevat Paşa ile yaptığı görüşmede aldıkları kararlar Milli Mücadele fikrinin hedef ve çalışma plânını ortaya koymaktadır: Üç Ordu Müfettişliğinin kurulması, Ordunun elindeki silahlarının teslim edilmemesi, Anadolu’da bir millî idare vücuda getirilmesi, Kuvay-ı Milliyenin teşkili ve mukabil taarruza geçilmesi kararlarıdır.  Üç Paşanın aralarında mutabakata vardığı bu kararlar çok mühim olmakla birlikte uygulamaya dönüşeceği belirsizdir. Çünkü bu kararların uygulanmasında merkezi rol halkındır. Diğer bir ifade ile galip İtilaf Devletlerine karşı yeni bir savaşa davete Türk Milleti icabet edecek midir? Aynı zamanda Anadolu’da yeni bir idare merkezi demek 5 asırlık payitaht İstanbul’a karşı da bir hareketi ifade etmektedir. Dolayısı ile Mustafa Kemal Paşa 16 Mayıs 1919’da Samsun istikametinde Bandırma Vapuru ile hareket ettiğinde yapmayı plânladığı hareket aklındaydı ancak Türk Milleti’nin bu hareketin yanında yer alıp almayacağı henüz netleşmemişti. Samsun bu düşüncelerinin ilk test edileceği, fikirlerinin olgunlaşacağı yer olarak önem kazanmıştı. 


19 Mayıs 1919’dan Amasya’ya geçtiği 12 Haziran 1919’a kadar Samsun ve Havza’da yaptığı çalışmaları, Mustafa Kemal Paşa’yı İstanbul’da alınan kararların hayata geçirilip geçirilemeyeceğine dair düşüncelerini olgunlaştırmıştır. Samsun ve Havza’daki çalışmalarını üç başlık altında toplamak mümkündür: Yerel durumu öğrenmek ve gereken tedbirleri almak, Anadolu vilayetlerine yönelik çalışmaları ve İstanbul’a yönelik çalışmaları.


Samsun ve çevresine yönelik çalışmaları iki konu üzerinde yoğunlaşmıştır diyebiliriz: Bölgedeki Pontus faaliyetleri ve Samsun ahalisinin ülkenin genelindeki olup bitenlerden haberdar olmasını sağlayarak milli direnişe yönlendirmek. Bu çalışmalarıdır ki Mustafa Kemal Paşa’yı Amasya Genelgesi noktasına getirecektir. 
Samsun coğrafi açıdan ticaret merkezi olduğu için kurulması tasavvur edilen Pontus Devletinin başkenti olarak kabul edilmişti. Bu sebeple Pontusçu cemiyetler sayıca fazla ve etkin çalışmalar yapmaktaydı. Patrikhane ve Yunanistan’ın kararıyla Samsun ve çevresine Rum nüfus yoğunluğunun artırılması için harekete geçilmiş, Samsun’da faaliyet gösteren Rum Muhacirin Cemiyeti marifetiyle 30.000 civarında Hristiyan göçmen yerleştirilmişti. Mustafa Kemal Paşa, 22 Mayıs 1919’da Samsun’un asayişi hakkında İstanbul’a gönderdiği raporunda Samsun ve havalisinde toplam 40 Rum çetesinin varlığını bilgi vermekteydi. 
Bölgede Güney ve Batı Anadolu’da olduğu gibi geniş ve sistematik bir isyan olmamakla beraber Pontusçu çetelerin olması, Yunanistan’la birlikte Trabzon Metropolitinin Paris Konferansına katılarak neredeyse bütün Karadeniz Bölgesini Pontus Rum Devleti olarak talep etmesi, hem Mustafa Kemal Paşa’nın çalışmaları arasında bu konunun yer almasına sebep olmuş, hem de Türkler açısından Rum çetelerinin köy baskınlarındaki zulümleri görmeleri Milli Mücadele fikrine zihinlerde daha çabuk yer bulmasına hizmet etmiştir.


Asayişsizliğin bölgede bu kadar yaygın olmasında Samsun Mutasarrıfının yetersizliğini gören Mustafa Kemal Paşa daha önce Dâhiliye Müsteşarlığı yapmış Hamid Bey’in atanması için Hükümete teklif etmiş, teklifi kabul görmüştür. Şehirde kendisinden önce Osmanlı Hükümetinin bilgisinde dışında yerleşen 300 İngiliz askerinin varlığı ve kendisinin sürekli gözlem altında tutuluyor olması Mustafa Kemal Paşa’ya rahat çalışma ortamı bırakmasa da maiyetinde bulunan 18 kişilik Müfettişlik heyetinden görevlendirdiği subaylar üzerinden ilçelerdeki ahalinin şartlarını öğreniyordu. 


İzmir’in işgal edilmesi bilgisi Samsun halkıyla paylaşılıyor, işgale karşı duyulan öfke ve tepki Mustafa Kemal Paşa’yı Milli Mücadele’nin başarılı olacağı umudunu artırıyordu. 22 Mayıs 1919 tarihinde Sadarete çektiği telgrafında, “İzmir’in Yunan işgaline girmesinin Hâkimiyet-i Milliye esasını ve Türklük duygusunu benimsemiş Millet tarafından kabul edilmeyeceğini” bildiriyordu. 


Havza’ya geçtiğinde 18 gün süren çalışmalarında da benzer şekilde yoğunlaştığını görüyoruz. Samsun’daki yoğun İngiliz gözetiminden nispeten uzak olan Havza’da özellikle telgraf başında yoğun mesai harcayarak Anadolu’daki silah arkadaşlarından, İtilaf Devletlerinin temsilcileri, Kuvay-ı Milliye’nin varlığı ve diğer konularda bilgi istemiş, gelen bilgiler neticesinde yaptığı değerlendirme sonrasında Amasya Genelgesinin öncüsü olan Havza Genelgesini 28 Mayıs 1919’ta telgraf etmiştir. Mülkî ve askerî makamlara gönderilen bu genelge ile “İzmir’in ardından Manisa’nın işgali gelecek tehlikeyi daha açık ortaya koymuştur. Milli bütünlüğümüzün korunması için milli tezahüratın daha canlı tutulması ve devam ettirilmesi gerekmektedir dedikten sonra heyecanlı toplantılar yapılması ve işgallerin telgraflarla protesto edilmesinin sağlanmasını” istemiştir.  


Bir Müfettiş olarak bu karar sıra dışı ve cesaret isteyen bir iştir. Bu cesareti tabii ki mensubu olduğu Türk Ordusunun bir ferdi olarak taşımaktadır ancak bu kararların gerçekleşmesini sağlayacak Türk Halkının yıllarca süren savaşlardan sonra yeni bir fedakârlık yapabileceği kanaatine Samsunlular ile yaptığı temaslar sonunda ulaşmıştır. İkamet ettiği Mesudiye Otelinde kendisini 26 Mayıs’ta ziyaret eden 7 kişilik heyet ile Paşa arasındaki görüşme Mustafa Kemal Paşa’nın isteği doğrultusunda iki gün sonra 28 Mayıs 1919’ta Havza Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti’nin kurulması ile sonuçlanmıştır.  Kaymakam Fahri Bey ile Belediye Başkanı İbrahim Bey’in de destek verdiği Cemiyet 30 Mayıs Cuma günü Yörgüç Paşaoğlu Camiinde okunan Mevlid-i Şeriften sonra Belediye binası önünde bir miting yapılmış bir hafta sonra aynı yerde ikinci miting takip etmiştir. Bu mitinglerde yapılan konuşmalara Havzalıların coşkulu katılımı Mustafa Kemal Paşa’yı aldığı kararların hayata geçeceğine olan inancını pekiştirmiştir. 


Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’daki günleri düşünmek, gözlemlemek ve Anadolu’da ilk temasları sağlamak için geçen günlerdir. İstanbul dışında halkla teması sağlamış, uzun bir savaş döneminin ardından ağır şartlara sahip Mondros Mütarekesine tabii tutulmuş Türk Milleti’nin gerçekte ne düşündüğünü görmek için Samsun ideal bir yer olmuştur. Çünkü İstanbul’da “zekâlar, vicdanlar bir taraftan doğrudan doğruya düşman tazyiki altında, diğer taraftan bi’l-vasıta düşman iğfaliyle bunalmış ve bunaklaşmış bir halde idi. Hiç bir kudret bu muhit içinde vaziyet-i hakikiye göre doğru hedef göstermeye muvaffak olamaz ve hedefe Milleti sevk için kuvvetli bir zemin-i istinad bulamazdı”. 


21-22 Haziran 1919 tarihinde telgraf edilecek Amasya Genelgesi’nde Mustafa Kemal Paşa’yı “Milletin istiklalini yine azim ve kararı kurtaracaktır” düşüncesine getiren, İstanbul’da diğer vatanperver komutanlarla aldıkları kararları uygulanabileceği fikrini olgunlaştıran Samsunlularla yaptığı temaslardan aldığı müspet duygu ve düşüncelerdir. 


20 Eylül 1924 tarihinde Samsun’a ikinci gelişlerinde kullandığı, “Ben Samsun’u ve Samsun Halkını gördüğüm zaman memlekete ve millete ait bütün tasavvurlarımın yerine getirilebilir olduğuna bir defa daha inandım” ifadesinde vurguladığı gibi Milli Mücadelenin Önderi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk, sıklıkla dile getirdiği aziz Türk Milleti’ne duyduğu güvenini Samsun’da ilk kez test etmiş, Samsunlular O’nu yanıltmamıştır. 


24 Eylül 1924’te Havza’ya ikinci defa geldiğinde Mustafa Kemal Paşa, “Havzalılar, sizinle en elemli ve yeisli günlerde tanıştım, aranızda günlerce kaldım. Bana mazinin hatıralarını hatırlatan şu daire içinde kıymettar mesai ve muavenetinizden pek müstefit oldum” demiştir. “Eğer Havzalıların o samimi ve metin hüsnü kabulleri olmasaydı ve eğer Havza’nın nafii ve şifalı kaplıcaları ahvali sıhhiyem üzerinde müspet bir tesir bırakmasaydı, emin olunuz ki inkılap için çalışamayacaktım. Bundan dolayıdır ki, Havza’ya ve Havzalılara çok borçluyum. Kalbi rabıtamı ebediyen saklayacak, sizi hiç unutmayacağım. Muhterem Havzalılar, ilk cüreti, ilk cesareti gösteren, ilk teşkilatı yapan sizlersiniz. İnkılap ve cumhuriyet tarihinde kahraman Havzalıların büyük bir yeri vardır.” diyerek İstanbul’da düşündüklerini uygulamaya sokmada Samsun’un ve Samsunluların önemini vurgulamıştır.


Aynı zamanda Ankara, Diyarbakır, Erzurum, Van, Trabzon, Konya, Sivas, hatta Edirne’deki silah arkadaşları ile Samsun ve Havza’da yaptığı telgraf üzerinden görüşmelerde kendisi ile birlikte Türk Milleti’ne son vazife-i vicdaniyeyi icra etmekte hemfikir olduklarını görmüştür. Diğer bir ifade ile Amasya Genelgesi’nin hem fikrî hem de hissî cepheleri Samsun’da hazır hale gelmiştir. 


Dolayısı ile Atatürk’ün Anadolu merkezli Millî Mücadele fikri “İstanbul’da doğmuş, Samsun’da olgunlaşmış, Amasya’da ise uygulanmaya başlanmıştır” diyebiliriz. 

Prof. Dr. Kaya Tuncer ÇAĞLAYAN

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.