Zamanın birinde, mübarek bir zât yolda gördüğü insanları durdurup "biliyor musunuz, Allah var!" diyormuş. Bu sözden bunalan bir vatandaş "biliyoruz be kardeşim, evet Allah var!" diye bağırmış. Bu sözü sakince karşılayan mübarek zat şöyle cevaplamış:

-Bildiğiniz gibi değil, hakikaten Allah var!

Allah inancı, insana huzur veren bir duygudur. İnsan bu duygunun etkisiyle bütün güzel davranışları desteklerken, yine bu duygunun etkisiyle bütün kötülüklerden ve fenalıklardan uzaklaşır. Dinin özü budur. Din, bir insanı kötülüğe değil, iyiliğe ve güzelliğe götüren sistemin adıdır.

Peki dine inanan bir insan kötülük yapabilir mi?

Yapabilir. Yaptığı kötülük kişinin kendisini bağlar. Günahını yüklenir. Cezasını çeker.

Peki insan yaptığı kötülüğe, dinini bahane edebilir mi? Yani dîni bir icazet noktası ayarlayıp, birinin olurunu alarak kötülüğüne kılıf bulabilir mi?

Yani Kitab'a uymak yerine, kitabına uydurabilir mi?

İşte asıl felaket de burada başlıyor, değil mi?

Mezhep savaşlarının sebebi acaba neydi?

"Allah" diyerek öldüren Müslümandı da, "Allah" diyerek ölen kimdi?

Bırakın müslümanı, bir insan kafa kesebilir mi? Ciğer sökebilir mi? Öldürdükleri kişilerin eşlerini pazarda satabilir mi?

Bir insan çocuk yaşında evlendirilebilir mi?

Buna aklı başında bir fıkıh, bir alim, bir mezhep izin verir mi?

İzin verse, vicdan müsade eder mi, Allah razı gelir mi?

"9 yaşındaki çocukla evlenilebilir mi?" sorusunu ciddiye alıp cevaplamak yerine, bu soruyu soranı tehlikeli bir ruh hastası kabul edip, toplumun içerisinden çekip almak gerekmez mi?

On binlerce din alimi, cami görevlileri, ilahiyatçılar, bu işe aklını ve gönlünü veren,  sorumluluk sahibi tüm müminler, kendi çocuklarının maneviyattan uzaklaştığını görmez mi?

Dinden bahsedilen ortamlarda bunalan, oradan kalkan ve arkasına bakmadan koşarak uzaklaşan insanların derdi nedir, kimse merak etmez mi?

Televizyon ekranlarında "Hristiyanlar ve Yahudiler cennete girecek mi" diye tartışan ilim insanları, kendi çocuklarının durumuyla ilgilenmez mi?

Cennet vaat edip, dünyayı cehenneme çevirenlere kimse dur demez mi?

"Din sadece vicdanda kalmalıdır" demek kadar, vicdanı dinden çıkarıp ruhsuz bir anlayış getirmek de yanlış değil mi?

Yahu, insan olmadan Müslüman olunabilir mi?

Haksızlığa rıza gösteren, yetimin hakkını yiyen, yiyene "afiyet olsun" diyen, zalime saygı gösteren, mazlumu kenara iten, müslüman olabilir mi?

Ağzı iyi laf yapan, ama hal diliyle bir şey anlatmayan iyi bir örnek olabilir mi?

Söylemlerinden pekiyi alıp, eylemlerinden sınıfta kalanlar, cennete girebilir mi?

İnsani değerlerle ilgilenmeyen bir toplumun, İslami değerleri ilgi çeker mi?

Sahi bu mesele bu kadar önemsiz mi?

Sadece şekle takılan, şekle kafa yoran, şekle göre adam ayıranlar kimseyi rahatsız etmez mi?

Allah, herkesin Allah'ı değil mi?

Hal böyleyken, durum buyken, Allah'a mesafe koyan ya da Allah ile sadece kendi arasının iyi olduğunu sanan bir nesil geliyor ey ahali ;

Kimse görmez mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner148