|
TARİHÇESİ
M. Ö. VII. yy.da kurulmuştur. Karadeniz sahilinde, Amisos, Sinop
gibi büyük şehirler arasında Termisus’da (Terme) bulunuyordu. Burayı
meşhur amazonların başkent olarak kullanmış olmaları kuvvetle
muhtemeldir. Çarşamba’nın Şeyh Güven, Karaoğlan camilerinin eski
beratları Terme adına okunmaktadır. İlçenin güneyinde Kuşcuğaz (Sarıhasan)
köyünde, Karpu Kalesi denilen yerde kapı, merdiven izleri ile ilgili
taş örgüler vardır.
Terme ve çevresinde yapılan yüzey araştırmalarında höyük, tümülüs
veya yerleşim yeri olarak tespit edilmiş herhangi bir yer yoktur.
Terme deyince akla AMAZONLAR gelir. Amazonlar, çok eski çağlardan bu
yana bir çok bilim adamının ilgisini çekmiş, sanatçılara esin
kaynağı olmuş, efsanevi savaşçı kadınlar topluluğudur. Homeros
onlardan “Erkek gibi Amazonlar” diye söz eder.
Amazonlar konusunda anlatılanlar M.Ö. 20.-12. yy.lar arasını kapsar.
Kaynaklara göre bu savaşçı kadınlar, savaş tanrısı Ares’le
Harmonia’nın (yada Afrodit’in) kızlarıdır. Bunlar at üstünde
savaşır, ok ve yay dışında, “Labyrs” denen iki ağızlı balta
kullanır. Bu baltaya hem Girit, hem de Hitit kabartmalarında
rastlanır. Amazonlarla Hititler aynı bölgede yaşamıştır. Bu yüzden
kimi bilim adamları, Amazonların Anadolu topraklarında bir Hitit
kalıntısı yada Hititlerle ilgili bir anı olduğunu öne sürmüşlerdir.
Halikarnas Balıkçısı, Anadolu Efsaneleri adlı eserinde, Amazonların
Hitit savaşçı kadın papazlarından olduğu görüşü üzerinde durur.
Kimi kayıtlara göre Amazonlar, uzun saçlı İskit savaşçılarıdır.
Yenilmez ve güçlü oluşları bundandır.
Amazonların yurtları ile ilgili bilgilerde çelişkilidir. Genellikle
Karadeniz’de Thermodan (Terme) çayının kıyısında Themiskyra kentini
kurdukları ve orada yaşadıkları anlatılır. Bazı kaynaklar da onları
Kafkas eteklerine, Trakya’ya yada Güney İskitya’ya Tuna ağzına
yerleştirirler. Anadolu’nun hemen her yerinde adlarına rastlanması
bu ikinci kaynağı zayıflatır.

DİNİ VE KÜLTÜREL YAPILAR
PAZAR CAMİİ : Fenk mahallesi, Hamam sokaktadır. Bahçe
içerisinde, dikdörtgen planlı, tek katlı ahşap malzeme ile
yapılmıştır. Çatılı ve kiremitle örtülüdür. Çatıyı iç mekanda ahşap
direkler taşımaktadır. Kitabesi olmadığından yapım tarihi belli
değildir. Geç dönem Osmanlı yapısıdır. 20. yy. başlarında esaslı bir
onarım görmüş, iç mekan genişletilmiş, minaresi yenilenmiştir.

YUKARI SÖĞÜTLÜ CAMİİ : Yukarı Söğütlü köyünde, büyük bir
mezarlığın içerisindedir. Dikdörtgen planlı, tek katlı, ahşap
malzemelidir. Oldukça basık, kırma çatılı ve kiremitle örtülüdür.
Son cemaat yeri camiyi üç yönden çevrelemektedir. Giriş kapısı oyma
tekniğinde geometrik süslemelidir. Son cemaat yerini taşıyan ahşap
sütunların, ahşap kirişleri, aşı boyası ile boyanmış, oyma tekniği
ile yapılmış gösterişli, geometrik bezemeye sahiptir. Bu direkleri
destekleyen kalaslar tüm revaklarda aşı boyası ile ayetler yazılarak
değerlendirilmiştir. Caminin batı duvarında kazıma tekniği ile
yazılmış “Çavuşoğlu köyü halkı ve (yan, beyan eder. 1112 sene fi
Şaban (M. l7l6)” yazılıdır. Caminin yapımı bu tarihlerde olabilir.

AŞAĞI SÖĞÜTLÜ CAMİİ : Aşağı Söğütlü köyü içerisindedir. İki
katlı olup tamamen ahşap malzemeden yapılmıştır. Kuzey cephede son
cemaat yeri, kuzey-batı köşede ahşap (dışı çimento ile kaplanmış)
minaresi vardır. Dikdörtgen planlı, kırma çatılı ve alaturka
kiremitle kaplıdır. Kitabesi yoktur. 19. yy.da yapıldığı tahmin
edilmektedir. İçte kirişlerde ve mahfil kenarlarında oyma tekniğinde
yapılmış geometrik motifler yer almaktadır.
CÜNEYD-İ BAĞDADİ TÜRBESİ : Cini Bağdad adı ile de tanınır.
Dibekli köyündedir. Biri yukarıda, diğeri aşağı düzlükte iki adet
türbe vardır. Yapı olarak basittir. Sanatsal değeri yoktur. Türbe
ile ilgili söylenti şöyledir;
İslam ordularıyla Samsun önlerine gelen Cüneyd adlı yiğit, düzlükte
savaşırken kolunun yitirir. Savaşa savaşa bir tepede şehit düşer.
Kolunun ve bedeninin düştüğü yerlere birer türbe yapılır. Daha sonra
kol gövdenin yanına gömülür ama ertesi gün kolun eski yerine döndüğü
görülür.
Türbede yatan şahıs hakkında değişik görüşler vardır. Bunlardan
önemlisi, Cüneyd-i Bağdadi Hazretleridir ki, bu şahsın mezarının
Irak’ta olduğu bilinmektedir. Bir görüş de, Bağdadi Haydar adlı bir
emir olduğudur ki, Cüneyd-i Bağdadi’nin kelime anlamının Bağdatlı
asker olduğu, askerin adının ise Haydar olduğu diğer ve türbe ve
mezarlardaki şahısların Haydar’ın askerleri olduğu bir savaş
esnasında şehit oldukları yolundadır.
En uygun görüş ise bu şahsın Canik Emiri Cüneyd Bey olduğudur.
Cüneyd Bey Selçuklu soyundan olup, Kubadoğlu sülalesindendir ve
dönemin Samsun hakimidir. Şehzade Çelebi Mehmet’in tekrar Osmanlı
hükümdarlığını kurduğu sırada Cüneyd Bey’in serbest kalmasına izin
vermiş fakat daha sonra Amasya Valisi Hamza Bey üzerine gönderilerek
büyük mücadeleler yaşanmış, Cüneyd Bey sığındığı Terme dağlarında
öldürülmüş ve oraya gömülmüştür. Diğer mezarlar ise Cüneyd Bey’in
askerleridir. Türbede dokuz metre uzunluğunda sanduka vardır.
Türbe bugün bir adak ve ziyaret yeridir. İnanışa göre dileği olanlar
türbeyi bir kez daha ziyaret etmek zorundadırlar.
KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI
SİMENİT GÖLLERİ : Terme tarafından denize akan bir çayın,
arazinin çok düz olmasından dolayı denize dökülmeden önce geniş bir
alana yayıldığı, iç içe göller oluşturduğu görülmektedir. Bir
tarafından da denize bitişik olan bu geniş göl alanının büyük bir
kısmı sazlıktır. Milli Parklar Genel Müdürlüğünce “Yaban Hayatı
Koruma Sahası” olarak belirlenen göller derin değildir, dibi
çamurludur, bazı bölümlerinde sandalla gezilmektedir.

TERME ÇAYI : Karaorman'dan doğar, Terme'deki çeltik
tarlalarını sular, Terme ilçesini ikiye böldükten sonra Karadeniz'e
dökülür.
.
|