TÜRK HAKİMİYETİNDEN ÖNCE SAMSUN
Samsun’un ilk insanların “başkalar” olduğu Dündar Tepe ve Öksürük
Tepe kazılarında bulunan eşyalarından anlaşılmaktadır. Anadolu’ya
dışarıdan gelen Gaşkalar, buraya daha önce gelenlerle birleşerek
Mert Irmağı ağzında küçük bir şehir kurmuşlardır.
Anadolu’nun tarih öncesi döneminin ilk siyasi birliği olan Hititler
döneminde, Gaşkaların Hitit egemenliği altına girdiği görülür. Bu
egemenlikte Gaşkalar zamanla eridiler ve Samsun Şehri’ de bir Hitit
Şehri haline geldi.
M.Ö. 1200 yıllarında Balkanlardan gelen Frigler denilen Deniz
kavimleri Hitit Devleti’ni yıkıp Samsun Şehri’ni de yaktılar. (M.Ö.1182)
Anadolu’da Friglerin hakimiyetine girmiş oldu.
Bazı eski Yunan kaynaklarında Samsun ve civarında “Amazon” adı
verilen savaşçı kadınların yaşadığı ve kendi kaynaklarına asla
yabancı erkeği sokmadıkları yazılıdır. Eski İran (Pers)
kaynaklarında “Akshaena” olan bu savaşçı kadınların “Termadon” adı
verilen bugünkü Çarşamba ve Terme ovalarında yaşadıkları iddia
edilmektedir.
Friglerin Anadolu’daki hakimiyetlerinden sonra bir Kafkas kavmi olan
Kimmerlerin özellikle Doğu Karadeniz kıyı şeridini hakimiyetlerine
aldıklarına görüyoruz. Ancak Lidyalıların Kimmerlerlerin
hakimiyetine son vermesinden sonra Ege’nin denizci kavimlerinden
Miletliler Karadeniz’e açılarak, M.Ö. VI. yy. ortalarına doğru
buraya geliş yerleşmişlerdir. Amisos’a yerleşenlerin Miletliler
olmayıp Foçalılar olduğu da iddia edilmektedir.
Milletliler veya Foçalılar geldiği sırada şehre Enete adının
verildiği ve Mert Irmağı ağzında bulunduğu belirtilmektedir. Fakat
Enete şehrinin ne zaman kimlerce kurulduğu bilinmemektedir. Daha
sonra Enete’ye gelip yerleşen İonlar, bu şehre Amisos adını
vermişlerdir. M.Ö. 546 da Perslerin, Amisos şehrinin güneyinde
Lidyalılarla yaptığı savaşı kazanmaları üzerine Anadolu Pers
hakimiyetine girmiş oldu. Böylece de l6 yıl önce kurulan Amisos
şehri de Pers hakimiyetine geçti. Pers İmparatoru Darius (Dara)
büyük bir sefer hazırlığı için geldiği Amisos şehrinde, şehrin
yerini beğenmeyerek, Amisos’un 3 km. batısındaki Toraman Tepede
şehri yeniden kurdurdu. Böylece Türk hakimiyetini gördükten sonra
halkın “Kara Samsun” dediği ikinci Amisos şehri kurulmuş oldu.
Yunanlıların Perslerin yenmesi üzerine Amisos, Sinop ile birlikte
Atinalıların eline geçti. Ancak Amisos kısa bir süre sonra tekrar
Persler tarafından hakimiyet altına alındı. M.Ö. 327 yılından M.Ö.
331 yılına kadar Pers hakimiyetinde kaldı.
Makedonya İmparatoru Büyük İskender, çıktığı doğu seferinde Anadolu
hakimiyeti olan Persleri .yenmesi ile, Amisos şehrine de hakim olmuş
ve bu şehirde bağımsız bir idare kurmuştur. Ancak, Büyük İskenderin
M.Ö. 323 yılında ölümü ile İmparatorluğunda da kargaşaların baş
göstermesi ile Amisos’ da miras kavgasına düşen kumandanları
arasında sık sık el değiştirmiştir.
Makedonya İmparatorluğunun içerisinde bulunduğu bu karışık durumdan
faydalan Pers Asilzadelerinden Mitridat Amasya, Sinop ve Amisos’u
ele geçirerek “ Pent Krallığı “ nı kurdu. (M.Ö. 255) Amisos’da
Eupatoria mahallesini inşa ettirip saraylar ve mabetler yaptırdı.
Amisos ve Sinop’u İdare Merkezi yaptı. Pent Krallığı ile büyük Roma
İmparatorluğu arasında uzun süren savaşlar sonrasında M.Ö. 71 de
Romalı General Lukullus tarafından Amisos zapt edildiyse de,
hakimiyet mücadelesi bir süre daha devam ettirdikten sonra Amisos,
Roma hakimiyetine girdi. Romalılar bu şehir bir nevi muhtar
Cumhuriyet haline getirdiler. Ancak muhtariyet zamanla ortadan
kaldırıldı.
Roma hakimiyeti altında Amisos, ticari bakımdan önem kazandı. Ve bu
ticaret sayesinde zenginleşti. Hıristiyanlık da Amisos’da erken
yayıldı. Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasıyla da Amisos
Bizans’ın idaresine geçti ve bir piskoposluk merkezi haline
getirildi.
Bizanslılarla, Müslüman Araplar arasında başlayan savaşlar Amisos’u
da etkilemiş, Müslüman Arapların Anadolu ya yaptıkları akınlar
Karadeniz kıyılarına kadar ulaşmıştır. Amisos IX. Asrın sonuna kadar
bir kaç defa kısa sürelerle (705,733,863 ve 893 de) Müslüman
Arapların eline de geçti. Bu mücadeleden sonra Amisos Türklerce feth
edilinceye kadar Bizans hakimiyetinde kaldı.
TÜRK HAKİMİYETİNDEN SONRA
1071 deki Malazgirt Zaferi ile Anadolu’nun kapıları Türklere
açılması ile, Türk Beyleri, Akıncıları, Dervişleri Anadolu’yu boydan
boya fethe başladılar. Bu feth hareketiyle Amisos şehri de
karşılaştı Danişmendliler Amisosu kuşattılarsa da alamadılar. Ancak
şehri abluka altına alabilmek amacıyla bir kale yaptırdılar. Bu kale
daha sonra yıkılmış olup, bugünkü kale mahallesi, adını bu kaleden
aldığı tahmin olunmaktadır.
Samsun havalisinin kesin olarak Selçuklu hamiyetine alınması II.
Kılıç Arslan (1155-1192)’ın saltanatının son devirlerine rastlar.
Ancak Amisos’u alamayan Selçuklular, bu şehrin yakınında “Müslüman
Samsun”u kurdular. Samsun bir Türk beldesi olduktan sonra Hıristiyan
Amisos önce Bizans XIV. asrın ilk yarısından itibaren de Ceneviz
Müstahkem Beldesi olarak, onun yanında 230 yıldan fazla
yaşayabilmiştir. Türkler bundan sonra Amisos’a “Kafir Samsun”,
“Gavur Samsun” veya “Kara Samsun” adını vermişlerdir. Kara Samsun
adı, Amisos harap olduktan sonra da zamanımıza kadar varlığını
sürdürmüştür. Müslüman Samsun yanında, Amisos’un bu kadar uzun bir
müddet bağımsız yaşayabilmesi müşterek menfaat temeline dayanan bir
düşünce ile açıklanabilir.
Kalyon Burnu gerisindeki sırt üzerinde bulunan Amisos’a karşılık,
Selçukluların kurduğu Samsun ise burnun önünde deniz kıyısından
itibaren yamaçlara doğru kurulmuştu. Her iki şehrin de surları vardı
ve iki şehir arasında “ancak bir sayan atımı” yahut “bir yarım ok
menzili” mesafe var idi.
Amisos şehri XIV. asrın başlarında, öteden beri şehirde kuvvetli bir
tüccar zümresi bulunduran Cenovalıların eline geçti. Cenovalılar
Amisos’u bir asırdan fazla ellerinde tuttular. Samsun ise
Selçuklulardan sonra İlhanlı Devletinin veya ona tabi beyliklerin
elinde kaldı. Selçukluların zayıflamasından itibaren Samsun ve
çevresinde bir takım küçük beylikler doğdu. Bu beylikler bazen
Candaroğullarına, bazen Kadı Burhaneddin’e, bazen Osmanlılara
dayanarak varlıklarını muhafaza edebilmişlerdir.
Bu beylere tarihte “Canik Beyleri” adı da verilir. Bu beylikler
şunlardı; Canik, Ladik ve çevresinde Kubadoğulları, Ordu-Giresun
mıntıkasında Emiroğulları, Niksar-Terme, Çarşamba havalisinde
Tacüddinoğulları, Vezirköprü-Havza sahasında Taşanoğulları, Bafra
havalisinde Bafra (Bavra) Beyliği. Bu beylikler daha sonra Osmanlı
hakimiyeti altına alınmıştır.
Samsun (Müslüman) Kubadoğullarından Osmanlı hakimiyetine 1398’de I.
Beyazıd zamanında geçti. I.Beyazıd Cenevizlilerle barış halinde
olduğundan Amisos’a dokunmadı. Osmanlı Devletinin birliğini bazen
Ankara savaşından sonra (1402) Samsun elden ele geçti. Önce
Kubadoğullarının eline geçen Samsun, 1419’da İsfendiyaroğulları
topraklarına katıldı. Osmanlılar tekrar birliklerini kurmaya
başladıkları I. Mehmed (Çelebi) zamanında savaşsız olarak Samsun’u
zapt ettiler (1419).
“Kafir Samsun” denilen Amisos ise I. Murad zamanında (1425)de
Osmanlı hakimiyetine alındı. Bu esnada Amisos’a hakim olan
Cenevizliler şehri yakıp gemilere binerek burayı terk ettiler. Bu
suretle “Gavur Samsun” denilen Amisos da kesin olarak tarih
sahnesinden silinmiş oldu. Geriye sadece taş yığını ve enkaz kaldı.
Şehrin yangınını surların dışından seyreden Türkler, kara kara
dumanları tüten bu şehir kalıntısının yerine “Kara Samsun” adını
verdiler ki bu ad hala günümüzde de kullanılmaktadır. Bundan sonra
Samsun’un ağırlık merkezi tamamıyla kıyıdaki Müslüman şehre geçti.
Samsun Canik Sancağı adı altında Sivas (Rum) eyaletine tabi bir
sancak olarak Osmanlı İdari Teşkilatına dahil edildi. Şehrin
çevresindeki diğer mahalli küçük beyliklerde Osmanlılar tarafından
zapt edildi.
Samsun Osmanlı hakimiyetine geçtikten sonra uzun yıllar önemsiz bir
iskele olarak kaldı. Sinop hatta Ünye, Samsun’dan daha ileri durumda
idiler. Şehir Yavuz Sultan Selim döneminde Trabzon ve Karahisar’la
(bugünkü Şebinkarahisar) birlikte yeni oluşturulan Erzincan
Eyaletine bağlanır (1514). III: Mehmed (1595-1603) devrinde Rus
Kazaklarının saldırısına uğrayan Samsun’un surları sonradan tamir
edilerek, buraya muhafızlar tayin edilir.
1774 yılında Canik Muhassıllığına Canikli Hacı Ali Bey tayin edildi
ve uzun yıllar bu bölgeye hakim oldu. Gürcistan seferlerinde
gösterdiği başarılardan dolayı kendisi paşalığa yükseltildi. Ayrıca
Canik Sancağı uhdesinde kalmak üzere Sivas, Amasya ve
Şebinkarahisar’ın idaresi de kendisine verildi.
XVII. asrın ilk yarısından başlayarak Samsun ile Karadeniz’in öteki
limanları, özellikle Kırım arasında yapılan deniz ticareti şehrin
önemini artırdı. Ancak 1774’de Kırım’ın Osmanlı denetiminden
çıkmasından sonra bu ticaretin gerilemesi Samsun’u olumsuz yönde
etkiledi.
Sancağın yönetimi XIX. asrın başlarına (1807) kadar Canikli Hacı Ali
Paşa soyundan gelenler tarafından idare edildi. Bu hanedanlığın
Samsun üzerindeki hakimiyetlerinin son bulmasıyla, III. Selim’in son
zamanlarında Samsun Muhassallığına Canikli Hacı Ali Paşanın
Hazinedarı Hazined(r-Z(de Süleyman Ağa tayin edildi. Bundan sonra da
Samsun ve Çevresi XIX. asrın ortalarına kadar uzun yıllar Hazined(r-Z(delerin
hakimiyetinde kalacaktır. Bu hakimiyetin nihayetlenmesinden sonra da
Samsun merkezden atanan mutasarrıflar tarafından idare edilecektir.
XIX. asrın sonlarında da Trabzon Vilayetine bağlı bir mutasarrıflık
olarak yönetilecektir. Samsun’un Osmanlı hakimiyetine geçtikten
sonra uzun yıllar gelişememesinde en önemli etkenler idari
bozukluklar, (y(nların yönetimi, çeşitli bölgelerin zengin ailelerin
elinde kalması gibi sebepleri sayabiliriz. Eğer gemicilikle ilgili
zift, halat ve kendir gibi eşyası ile düşman cephelerinde savaşan
kuvvetlere zaman zaman un ve peksimet gibi yardımlar olmasaydı
Samsun şehri büsbütün unutulmuş olacaktı.
XIX. yüzyılın ortalarından itibaren Samsun, Karadeniz’in buharlı
gemilere açılması, tütün ekiminin yaygınlaşması sonrasında gelişmeye
başladı. Şehrin Türk nüfusu arttığı gibi Trabzon ve Ege
kıyılarından, İç Anadolu’dan Türkçe konuşan Rumlar ve Ermeniler ile
Avrupalı Tüccarlar Samsun’a yerleşmeye başladılar. Daha sonra bu
gayr-i müslim ve gayr-i milli unsurlar şehirde ticareti, sanayiyi,
ekonomiyi ve eğitimi ele geçirdiler. Rumlar, Fransızlar,
Belçikalılar, Amerikalılar ve Ruslar şehirde tütün alım ve işleme
tesisleri, ticaret firmaları, bankalar, sigorta şirketleri açtılar.
Tütüncülük ve diğer tarım faaliyetleri sonunda ticari ve iktisadi
hayat hızlandı ve nüfusta o oranda arttı.
1869 yılında Samsun’da büyük bir yangının çıkmasıyla, hemen hemen
şehrin tamamı yanarak kül haline gelir. Ancak ticari faaliyet
açısından gelişmiş bir şehir olması dolayısıyla bu felaketin
yaraları çabucak sarılır.
I. Dünya Savaşı esnasında ticari faaliyetleri özellikle de deniz
ticareti felce uğradığı için ekonomik açıdan büyük sıkıntılar
içerisine girer. Aynı zamanda savaş esnasında Rus savaş gemileri
tarafından da dört kez topa tutulan Samsun şehri önemli ölçüde
hasara uğrar (1915).
Osmanlı Devletinin I. Dünya Savaşında yenilip topraklarının
müttefikler tarafından işgali sonrasında, devletin içerisinde
bulunduğu durumdan kurtarılması için büyük önder M. Kemal Atatürk
tarafından başlatılan İstiklal mücadelelerinin meşalesinde 19 Mayıs
1919’da 9. Ordu Müfettişliği görevi ile Samsun’dan ateşlenmişti.
Samsun’da doğan bu güneş kısa zamanda tüm yurdu kaplayarak, iç ve
dış düşmanlarımıza karşı kesin zaferin kazanılmasıyla parıldamış.
İşte bu özelliği ile de Samsun İstiklal Savaşının simgesi durumuna
gelmiştir.